Bu kitap Afganistan tarihini ve siyasetini anlamak için başvuru niteliğinde. Ben Afganistanda ulus inşası ile ilgili tezimde bu kitabı kullanmıştım. Bu konu ile ilgilenenler için tavsiye ediyorum.
öncelikle söylemek istiyorum ki umarım bu kitabı bir dizi/film olarak izleriz,okuduktan sonra bile zaten film izlemiş gibi bir etki bırakıyor insanda
SPOİLERRRR
sezinin her kitabını çok beğenirim bunu da çok beğendim beni asla hayal kırıklığına uğratmadı,kitabı eğlenerek ve çok sinirlenerek okudum kendimi eylülün yerine koydum ve onun yerinde olsam inciyi direkt o evden atardım,ben eylül biraz daha kafayı kırmaya başladığında incinin aslında eylül olabileceğini düşünmüştüm,sadece psikolojik bir etki olamazdı çünkü incinin somut hataları vardı ve tanışmalarının daha derin bir sebebi vardır diye düşünmüştüm,eylül de aynı inci gibi bahçeye çıkıp gözlerini odaya kilitlediğinde inci aslında o diye düşünmeye başlamıştım,doktor incinin yaptıklarını yaz dedikten sonra yatağın altındaki defterde eylül uyuyor yazdıktan sonra emin gibi olmuştum,emir ve inci yesin diye pasta aldığında,onlar dizi izlerken o odasında sessizce oturduğunda onun yavaşca baştaki inciye dönüştüğünü ve en sonunda tamamen dönüşeceğini düşünmüştüm,inci o eve arkadaş ortamından kaçarak gelmişti eylül de tanıdığı herkesten o şekilde kaçacak gibi gelmişti ben de öyle olacak sanmıştım ama sezo böyle gösterip bizi de kandırdı ve incinin gerçekten suçlu olduğunu gördük,böyle de güzeldi ama ben paranormal şeyleri sevdiğim için dediğim gibi olmasını da isterdim o garip hareketlerin bi anlamı olmasını falan,yine de çok beğendim ve incinin hak ettiğini bulmasına sevindim kızın çevresindeki herkes de malmış
sonunu çok anlayamadık ama ya inci peşini bırakmadı ya da kendisinin de sorunları var ikisi de iki küp şekerli içiyodu
kitap fractured filmine benziyo
sezodan sıradaki beklediğim konulardan bazıları:
-behind her eyes dizisi tarzı bi konu yazması,
-çok gerilim veya ters köşe olmadan ama çok merak ettirici
Özge Naz sevdiğim yazarlardan biri olduğu için merakla beklediğim askeri kurgu türündeki Bir Kibritle Yok Olmak kitabına büyük bir merakla başladım. Kitabın genel hatlarıyla oldukça akıcı, okuyucuyu yormayan ve içine çeken bir dili var. Eğer bu tarz askeri kurguları seviyorsanız, hikayenin dünyasına kesinlikle bir şans vermelisiniz.
Kitabı genel olarak keyifle okusam da hislerimin biraz ikiye bölündüğünü söyleyebilirim. Balkan Kızı ve Barut’un o kaotik, entrikalı hikayesini okumak güzeldi.
Özellikle geçmiş zaman bölümlerinden sonra şimdiki zamana geçildiğindeki o elektriği ve aralarındaki çekimi okumak beni çok daha fazla yükseltti. Yan karakterlerin hikayeye dahil oluşu da güzel işlenmişti. Özellikle tim içinde Kanca ve Siren karakterlerine ayrıca bayıldım. Açıkçası timde kendime en yakın hissettiğim, en sevdiğim iki karakter onlar oldu; diğerlerine karşı o kadar sıcaklık hissedemedim. Bir de Fısıltı karakterini sevdiğimi eklemeliyim. Kitabın sonu ise serinin devamını doğrudan okuma isteği uyandıracak cinsten bitti.
Gelelim beni okurken durup düşündüren ve biraz rahatsız eden o asıl kısma. Yukarıda timin dinamiklerinden bahsettim ama buradaki mizahın ve arkadaşlık bağlarının dozu bazı sahnelerde beni kurgudan biraz uzaklaştırdı. Karakterlerin yaşları, rütbeleri ve bulundukai askeri konum ile sergiledikleri bazı tavırlar arasında ciddi bir tezatlık hissettim. Koca bir timin ve yüzbaşının, mesleki ciddiyetlerine ya da olgunluklarına pek yakıştıramadığım, yer yer liseli ergenleri andıran bazı diyalogları ve hitap şekilleri kitaba o aradığım askeri ağırlığı vermekten uzaktı. Tabii ki kendi aralarında eğlenecekler, askeri mizahı ben de seviyorum ama buradaki bazı diyalog tercihleri maalesef karakterlerin o güçlü ve profesyonel imajını zedelemiş diye düşünüyorum.
Yine
Çok tatlı, çıtır çerezlik bir romcom okumak isteyen herkese önereceğim bir kitap. Ama yetişkin okurlar içindir uyarısına dikkat etmek lazım tabii ki.
Ana karakterler: CeCe- butik sahibi kadın ve Gabriel- itfaiyeci erkek karakter.
Ben okurken baya eğlendim, baya güldüm, ana karakterlerin ilk tanışma anlarından(çok komikdi bu arada) kitabın sonuna kadar enerjilerine bayıldım. Tek oturuşta bitirdim kitabı. Ve kitabı okurken acil ispanyolca öğrenmem lazım olduğunu düşündüm, baya havalı bir dil. Zaten çocukluğumdan beri en çok gitmek istediğim ülke İspanya olduğu için aşırı ilgimi çekti kitapta geçen ispanyolca konuşmalar. O yüzden bence bu kitaba kesinlikle bayılacaksınız, tabii henüz okumadıysanız.
İncelemem bu kadar. Hoşçakalın.
Jack London bu kitabinda farkli bir anlati metodu gelistirmistir. Kisa kisa oykulerden ve basliklardan olusan bir kitap yazmaktansa, hapise dusmus bir adamin uyku- hayal tarzi bir zihinsel yolculuklarini dinleriz. Bu yolculuklari birbiri ile alakasizdir ve zamanlamasi tas devrinden gunumuze kadar genis bir zamani kapsar. Bir ust konu vardir, hapise dusmus bir adam ve bu adamin iskencelerden dolayi aciyi hissetmemek icin kendi uydurdugu zihinsel yolculuklarla anlattigi alt konular vardir. Hikayeler cok alakasiz oldugu icin hazmetmesi cok zor. Kitabin son sayfalarina dogru Jack London in dunya goruslerine maruz kaliyoruz. Bu kitabi sevdigim birine tavsiye eder miyim? Etmem. Ama Jack London in yeni bir tarz denemesine saygim sonsuz. Ben bu kitabi okuduguma pisman miyim? Hayir degilim. Kimler okumali? Kitap kurdu olmus, bir cok temel klasikleri okuyup bitirmis kisiler.
Saygilarimla
Yıldız GezginiJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,3bin okunma
okudumbitti
Denge diye bir şey artık mümkün değil
" sağlıklı bir hayat" rüyası bulanıklaşıyor.
Bruno Patıno Balık Hafıza
Dikkatimizi kim, nasıl yönetiyor ?
Araştırma ve inceleme alanındaki kitapları okumayı seviyor musunuz Eğer seviyorsanız bu kitap tam size göre ben de bu türde okumalara yapmayı seviyorum faydalı bir eser olabiliyor.
" Gözünüzün önündeki fanusun camı kırılabilir. Yeter ki hatırlayın balık olmadığınızı..."
Akvaryumdaki bir Japon balığı yalnızca 8 saniyelik bir dikkat süresine sahiptir her turda dünyayı yeniden keşfetmenizin sebebi de budur Peki biz araştırmalar, milenyum kuşağının (1981 ve 1996 yılları arasında doğanlar ) dikkat süresine yalnızca 9 saniye olduğunu gösteriyor. Sosyal medya bildirimleri algoritmalar ve sonsuz kaydırmalı ekranlar arasında yönümüzü kaybederken tıpkı o fanustaki balıklar gibi aynı döngüleri yeniden ve yeniden yaşıyoruz.
Kitapta şöyle bir cümle geçiyor zamana ele geçirmek için bütün hayatlara dair bütün verilerin ve nesneleri ele geçirmek gerekiyor gerçekten öyle değil mi Bizim yaptığımız her şey aslında ele geçirilmiş değil mi? Her içerik artı reklamla ilintili olarak muamele görüyor. Kültürel ve entelektüel hayatımızın zaman bozulması haline gelmişti. Bu kitabı okuyunca birçok şeyi anlam kazandı. Eğer siz de farkındalık anlamında gelişmek istiyorsanız bu kitabı tavsiye ederim. ÇOK GEÇ Bizim verilerimiz bize karşı kullanıldı.Arzunun kendisini inşa etmeye vakti yok !!! Ve demek istediğim diziden çalınan vakit yoksunlar yani İsteğe ait aşka ötekine ve mutlak olana dair. Sizlere yorumlardan da bahsettiğim kadarıyla kitaptan Aslında birçok kesit paylaştım ve o kadar anlamlı ki aslında kendinizi keşfetmenize kendinizi farkınıza ve almanıza zamanı ne kadar değerli olduğunu anlatıyor ben çok beğendim akıcı okuyabileceğiniz