Evrim Kuran’ın daha önce “Bir Kuşağı Anlamak” ve “Onlar Göçtü Buradan” eserlerini okumuştum. Bu iki eser, yazarın kuşak araştırmaları ve insan davranışları üzerine yaptığı araştırmalara dayanan, daha analitik kitaplardı. Cetvel ise deneme havasında, otobiyografik unsurlar barındıran bir kitap. Cetvel ile yazar, diğer eserlerinden farklı olarak kişisel ve edebî bir dil tercih etmiş.
Evrim Kuran’ın Cetvel kitabının merkezindeki metafor “cetvel”dir. Kitapta “sıfırdan başlamak” ve “kendi cetvelini oluşturmak” gibi fikirler üzerinde durulur. Bu şekilde okurların kendi hayatlarını hangi ölçülerle değerlendirdiklerini sorgulamaları amaçlanır. Evrim Kuran bu sorgulamayı yaptırırken akademik kimliğinden tamamen sıyrılarak kişisel gözlemlerini paylaşır. Bu da yazar ile okur arasında bir bağ kurulmasını sağlar. Çünkü yazarın yaşadıkları ve hissettikleri, birçok okurun yaşadıkları ve hissettikleriyle benzerlik göstermektedir.
Evrim Kuran, kendi yaşamından yola çıkarak orta yaş dönemindeki insanların içinde bulunduğu içsel muhasebeyi başarılı bir şekilde okura aktarır. Kitabı okurken zaman zaman “Ben de bunu hissetmiştim” ya da “Ben de bu sorgulamayı yapmıştım” dedirten bir anlatımı vardır. Metinde gençlik, olgunlaşma süreçleri ve hayatın anlamı üzerine düşünmeye yönlendiren bölümler bulunmaktadır. Ayrıca yaşanmışlıkların insana kazandırdıkları üzerine düşünme fırsatı sunmaktadır.
Cetvel kitabının güzel yönlerinden biri de Türkçede tam karşılığı olmayan ya da tek bir kelimeyle ifade edilemeyen duyguları farklı dillerden aldığı kavramlarla anlatmasıdır. Yazar, farklı kültürlerden aldığı bu kavramları Türk okuruna tanıtır. Bu kavramlar, insanın kendi yaşam ölçüsünü, yani kendi “cetvelini” oluşturmasına yardımcı olur.
Kitapta kadınların yaşamları boyunca maruz kaldıkları ölçütlere