"...adına savaş denen şey, yeryüzünün herhangi bir noktasında başlayıp herhangi bir noktasında bitmezdi. Her şey gibi, o da insanda başlayıp insanda biterdi."
"Herkesle tartışırdı; bana da fikiderini anlatmaya kalktığında ona dedim ki: 'Ben bir kunduracıyım, sen de değirmencisin, okumuş bir adam değilsin, bunu konuşmanın yararı ne?"' İmanla ilgili bu tür sorunların önemli ve zor olduğu, değirmencilerle kunduracıları aştığı düşünülürdü. Bunlar hakkında konuşmak için insanın bilgi sahibi olması gerekirdi, bilgi ambarı da her şeyden önce papazlardı. Ama Menocchio, kiliseyi Kutsal Ruh'un yönettiğine inanmadığını sık sık söyler, "Papazlar kendi keyiflerine bakarken bizi de susturabilmek için ellerinin altında tutmak istiyorlar," diye eklerdi; kendisine gelince, o, Tanrı'yı onlardan daha iyi biliyordu.
Bir insanın diğer bir insanı, hemen hemen hiçbir şey yapmadan, bu kadar mesut etmesi nasıl mümkün oluyordu? Ahbapça bir selam ve temiz bir gülüş… Ve ben bu anda başka hiçbir şey istemiyordum. Dünyanın en zengin adamıydım. Gözlerimle onu takip ederek mırıldanıyordum: “Sana teşekkür ederim… Teşekkür ederim!..”
Sayfa 70 - Türkiye İş Bankası Kültür Yay.·Kitabı okudu
.... dünyada doğru sonuçlar doğuracak yanlış seçimler olduğu gibi, yanlış sonuçlara neden olacak doğru seçimler de vardır. Bunun gibi mantıksız lıklardan -böyle dersem sorun olmaz sanırım- kaçınmak için, bizler aslında hiç bir şeyi seçemeyiz görüşünü benimsernek önemlidir ve ben çoğu zaman bu görüşe göre yaşıyordum. Bir şeyin olacağı varsa olurdu, olacağı yoksa da olmazdı.
Zaten ben hep dikkatli oluyorum. Her yerde. Biri bana kızmasın diye, yemek yerken, dişimi fırçalarken, evcilik oynarken, ders çalışırken hep dikkatli oluyorum. Sere serpe yaşamak ne, bilmiyorum.