Puan vermedi·432 syf.··
2026 36. kitabı
“Hayatımda kim bilir kaç kere, tabiri caizse ön verandada olmak varken arka verandada çakılıp kalmışımdır? Doğru yerde olsaydım yüzüme neler söylenecekti de işitmekten mahrum kaldım acaba? Hissetmediğim ne sevgiler , ne aşklar vardı kim bilir?” . Uzun zamandır yazmaya üşendiğim için ve biraz da sosyal medyanın girdabından uzak durmak adına bekletiyorum bu kitabın yorumunu.. Ya da başka bir sebep; çok da etkilenmediğimden.. Neden? Çünkü iç içe geçmiş kadın hikayelerinden oluşan bu öykü kitabı çoğu zaman aynı karakterlerin yaşantılarından bir kesit sunuyor. Bildiğiniz bir karakterin sonu gelmeyen bir olayı, okumada kekremsi bir tat bırakıyor. Kadınların çalışma koşulları, çamaşırhane, temizlik, yaşam şartları, alt kültür yaşantılar temalı.. Bağımlılık da bu temalar içinde.. Öykülere o kadar fazla sıkıştırılmış ki , evet hassasiyet gösterilen bu tema irite edici hale geliyor. Bazı öykülerin yazım amacını dahi anlayamadım. Yani sadece bahsedilmiş. Hikaye bitti ve ben “eee?” diyerek kaldığımı hatırlıyorum. Açıkçası keyifli bir okuma tadıyla okuyamadım. Sevenleri illa ki vardır ve olacaktır. Benim için olsa da olmasa da kadar.. Kitabın asıl özelliği, tüm bu öykülerin yazar öldükten sonra kitaplaşıp ses getirmesi.. Gizli saklı kalmış olması, özellikle kadın yaşamı üzerinde durması etkileyici yanı.. Hakkını bu anlamda teslim edebilirim.
Temizlikçi Kadınlar İçin El KitabıLucia Berlin · Siren Yayınları · 2021109 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 7. kitabı
Yazar Laura ablamız, Yılmaz Erdoğan misali edebi eseri libidosuyla harmanlayarak sunmuş bize. Ben ne okuyorum ya böyle dediğim çok fazla yer oldu. Yine de kitapta entrika hiç bitmediği için okutturdu kendini
Acı ÇikolataLaura Esquivel · Can Yayınları · 20214,285 okunma
Reklam
Böyle Buyurdu Zerdüşt: Uçurumun Üzerindeki İp
Puan vermedi·335 syf.··
2026 25. kitabı
Bazı kitapları okuruz, bazı kitaplar da bizi okur. Benim için Böyle Buyurdu Zerdüşt ikinci gruba ait. Bu kitabı bitirdiğimde Nietzsche'nin fikirlerini öğrenmiş olmaktan çok, kendi içimde sakladığım sorularla yüzleşmiş hissettim. Çünkü Zerdüşt, bana dünyanın ne olduğunu anlatmıyor; benim kim olduğumu sorgulatıyor. Friedrich Nietzsche burada bir ahlak öğretmeni gibi konuşmaz. Bir peygamber gibi de konuşmaz. Daha çok, insanın üzerine örttüğü bütün yalanları tek tek kaldıran acımasız bir arkeolog gibidir. Onun kazdığı yer tarih değil, insan ruhudur. Kitabı okurken sürekli şu düşünceye döndüm: İnsan gerçekten kendi hayatını mı yaşar, yoksa kendisinden beklenen hayatı mı? Nietzsche'nin "sürü ahlakı" dediği şey tam da burada ortaya çıkıyor. Çoğumuz özgür olduğumuzu düşünürüz; fakat inançlarımızın, korkularımızın, ideallerimizin ne kadarının bize ait olduğunu sorgulamayız. Zerdüşt bana, insanın en büyük hapishanesinin duvarlar değil, alışkanlıklar olduğunu hatırlattı. Üstinsan kavramını da hiçbir zaman güç ya da üstünlük meselesi olarak okumadım. Benim gözümde Üstinsan, kendisini sürekli aşmaya çalışan insandır. Dün inandığı şeyi bugün eleştirebilen, kendi hakikatini yeniden kurabilen, konforunu değil dönüşümünü seçebilen insan... Çünkü Nietzsche'nin dünyasında insan tamamlanmış bir varlık değil, sürekli oluş hâlindeki bir ihtimaldir. Kitabın en sarsıcı tarafı ise bana göre ebedî dönüş düşüncesiydi. Eğer aynı hayatı sonsuz kez yaşamak zorunda olsaydım, buna razı olur muydum? Bu soru ilk bakışta metafizik görünür ama aslında bütünüyle etik bir sorudur. Çünkü insanın yaşamına verdiği değer, onun tekrarına vereceği cevapta gizlidir. Ben bu soruyu okurken geçmişime değil, bugünüme baktım. Çünkü tekrar yaşamak istemeyeceğim bir hayatın içinde yaşıyorsam, asıl problem kaderde değil
Böyle Söyledi ZerdüştFriedrich Nietzsche · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202447,6bin okunma
10/10
·200 syf.··
2026 18. kitabı
Benim bu kitabı okuma sebebim ablamın kitabın karakteri sana çok benziyor demesiydi. Nede benzettiğini söylemedi ama ben okudukça Zeze de kendimi gördüm diyebilirim. Gerçekten çok severek okuduğum kitapta açıkçası. Aslında bunun pek çok sebebi var ama beni en çok etkileyen sebep Portuga ve Zeze‘nin arasındaki bağ idi. Kendi ailesinin bile bazen vakit ayırmadığı Zeze’ye Portuga’nın aralarında hiçbir şekilde kan bağı olmamasına rağmen bazen arkadaş bazen sırdaş bazen bir öğretmen bazen ise ailesinin yerini tutan biri olması beni çok etkilemişti. Bu kadardıııı
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2025275,2bin okunma
Puan vermedi·384 syf.··
2026 19. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 23:14
irade konusunda elbette belli bir olgunluğa gelmiş insanın gençlere göre kuvveti daha başkadır. buna istinaden gençliğin şehvetinde boğulan bir gencin okuması gereken veya okumasını tavsiye edeceğim bir kitap mı diye düşününce cevabım ne yazık ki olumsuz. tespitler, alıntılanan sözler veya paragraflar içerik bütünlüğü açısından tatmin edici. ama günümüz gencinin aklı beş karış havada ve anadilinden ne kadar uzakta bir yaşam sürdüğünü düşünürsek sahiden çok ağır. öğrencilerime tavsiye etmezdim. bununla beraber kitapta emeğin çok olduğunu ve ketebe'nin kalitesini de tartışmaya açık bulmuyorum. bence bu tarz kitapların pratik bir formda maddeleştirilmesi yapay zeka gençliğinin bilgi edinimini daha da kolaylaştırır. tembelliğe alıştırır mı, o da kabulüm. bir de biraz can sıkıcı olan şu, iradenin sadece sufizm gibi mistik bir hâlde terbiye edilmesini ben de uygun bulmuyorum ama bu kadar da batı merkezli bir kitap beklemiyordum. vatan millet sakarya vurgusunun çokça yapıldığı bir kitapta bence islâm içerikli bir irade başlığı da olmalıydı. kitabın girişinde batı merkezli olduğu da belirtilmişti bu arada.
İrade TerbiyesiEthem Bakar · Ketebe Yayınevi · 20231,241 okunma
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 63. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 23:11
Bazı kitaplar büyük olaylar anlatmaz; sadece insanın içine dokunur. Bu kitap da tam olarak bunu yapıyor. Takako’nun hikayesi, hepimizin bir şekilde kendimizden bir parça bulabileceği türden. Sevdiği insan tarafından hayal kırıklığına uğratıldıktan sonra işini bırakmak zorunda kalan, hayata karşı tüm motivasyonunu kaybetmiş genç bir kadın... Bir anda kurduğu düzen yıkılıyor ve kendisini derin bir boşluğun içinde buluyor. Tam da her şeyin bittiğini düşündüğü sırada, yıllardır uzak olduğu dayısından gelen beklenmedik bir teklif hayatının yönünü değiştirmeye başlıyor. Tokyo’nun kitaplarla dolu o sakin köşesinde, eski bir sahaf dükkanında başlayan yeni hayatı aslında bir iyileşme yolculuğuna dönüşüyor. Takako burada yalnızca kitaplarla değil, farklı insanlarla, yeni dostluklarla ve en önemlisi kendisiyle yeniden tanışıyor. Başlarda sadece zaman geçirmek için eline aldığı kitaplar zamanla onun sığınağı haline geliyor. Çünkü bazen insanın yaralarını tamamen iyileştiren şeyler büyük değişimler değil; küçük alışkanlıklar, yeni keşifler ve kendine tanıdığı zamandır. Kitabı okurken en çok sevdiğim şey, hayatın iniş çıkışlarını son derece doğal ve samimi bir şekilde ele alması oldu. Takako’nun yaşadığı acı ne abartılıyor ne de küçümseniyor. Tam tersine, insanların kayıplar karşısında nasıl savrulabileceğini ve zamanla nasıl yeniden ayağa kalkabileceğini çok gerçekçi bir şekilde gösteriyor. Bu yönüyle hikaye sadece bir ayrılık sonrası toparlanma sürecini değil, aynı zamanda insanın kendini yeniden inşa etme çabasını da anlatıyor. Kitap boyunca sık sık şunu düşündüm: Hayat bazen bizi hiç istemediğimiz yerlere sürükleyebilir. O anlarda her şeyin sonsuza kadar böyle süreceğini, yaşadığımız üzüntünün hiç geçmeyeceğini sanırız. Oysa zamanla fark ederiz ki en karanlık dönemler bile
Morisaki Kitabevi GünleriSatoshi Yagisawa · Athica Yayınları · 2026126 okunma
Reklam
Reklam