Gecedeste, bana göre Ferhan Şensoy’un maskelerini en çok indirdiği kitaplardan biri. O bildiğimiz sivri dili, oyunbaz zekâsı yine yerli yerinde ama bu kez satır aralarında daha çok yalnızlık, daha çok gece var.
Roman gibi okunmuyor; daha çok insanın başucunda duran eski bir defter hissi veriyor. Anılar, şiirler, günlükler birbirine karışıyor. Bir sayfada çocukluğuna uğruyorsun, ötekinde turne yollarına, Paris’in ve Viyana’nın sokaklarına, loş otel odalarına, sonra bir anda Beyoğlu’nun kulislerinde buluyorsun kendini.
İçinde aşkın yorgunluğu da var, ayrılıkların izi de… Ama Ferhan Şensoy, en hüzünlü cümlesinin içine bile ince bir muziplik sıkıştırmayı biliyor. Okurken bazen boğazın düğümleniyor, bazen farkında olmadan gülümsüyorsun. Sanata, yaşama ve insana dair inadı ise kitabın her sayfasına sinmiş. O’nun yaşama iştahından ben de istiyorum.