Pey-rev oldum ben de Galib valid-i zi şaruma Kim dua vu medhi hem farz u hem elzemdir bize Mustafa nam u Reşid ü mürşid-i üstad-ı killi Her nigah-ı himmeti iksir-i a'zamdır bize Farkımızda sayesin Allah memdôd eylesün Alem ancak zat-i valasiyle alemdir bize
Önce bütün şairlere selam
Sonra şunu söylemek isterim
Ölüm hiç de güzel değil
Ne sabah var ne akşam.
Sokakların ellerinden öperim
Bana yaşamasını öğretmişlerdi
Dost olsun, düşman olsun
İnsanlara iyi günler dilerim.
Söyle sarı saçlı daktiloya
Ben yokum artık
Vefasız dostlara hatırlat
Kimseye kalmaz o dünya.
Nasıl unuturum güzeldi yaşamak
Fakat hakkı varmış Oktay'ın
"Hâtıralar da dal istiyor
Kuşlar gibi konacak."
Muzaffer Tayyip Uslu
Kıtaları ipek bir kumaş gibi keser biçerdik.
Kelleler damlardı kılıcımızdan. Bir biz vardık cihanda, bir de küffar…
Zafer sabahlarını kovalayan bozgun akşamları…
İhtiyar dev, mazideki ihtişamından utanır oldu.
Sonra utanç, unutkanlığa bıraktı yerini, “Ben Avrupalıyım” demeye başladı, “Asya bir cüzzamlılar diyarıdır.”
Avrupalı dostları, acıyarak baktılar ihtiyara, ve kulağına:
“Hayır delikanlı” diye fısıldadılar, “sen bir-az gelişmişsin.”
Ve Hıristiyan Batı’nın göğsümüze iliştirdiği bu idam yaftasını, bir “nişân-ı zîşân” gibi gururla benimsedi aydınlarımız.
Cemil Meriç
Dudaklarım mühürlü, kelimelerim artık göçmen;
Sana dair ne varsa, dünlerin en ıssız köşesinde saklı.
Yarın, kapıda bekleyen bir yabancı gibi duruyor;
Ve ben, vedanın o soğuk kollarında,
Sadece gidenlere değil, kendime de veda ediyorum