7/10
·400 syf.··
2026 57. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 07:21
Asla ortam yok ya günlerce kitap okumayıp, bi anda kitap bitirebiliyorum. İnanılmaz uykum var ve kitap beni yordu ama bi kaç bir şey demek istiyorum. Serinin ilk iki kitabı asla ilgimi çekmiyor Öteki Gelini okuyacaktım ama bu kitabı yarısındayken vazgeçtim bile. Hoşuma gitmeyecek bir konuydu. Zaten Zorunlu Bağlılık üçünü kitap olduğu için diğer kitaplardan da spoi yiyorsunuz. Neyse gel gelelim kitabımıza. Çocukluklarından beri nişanlı olan başrol karakterlerimizin evlenmesine 6 ay kala ile başlıyor kitap. Ben Faye'yi sevdim genel olarak bazı konularda ne kadar sinir olsam da. Dion da aynı şekilde. Aralarındaki ilişki güzeldi ve duygusal olarak yavaş ilerledi ki ben slow burn severim. Onların ilişkisinde de hoşuma gitmeyen şeyler oldu elbet ama tek tek yazmaya üşeniyorum. Bu Babaannenin acilen torunlarını salması lazım bu arada aşırı can sıkıcı yani. Tüm çocukları kendi seçtiği kişilerle evlendirmeye çalışıyor. Ay birde Faye'nin mide bulandırıcı ucube bir babası vardı ki, elimde olsa bir kaşık suda boğazlardım. Neyse ki layığını buldu. İlk iki kitabı okumama konusunda eminim ama sonrakilere bakabilirim. Dördüncü değil ama beş ve altıncı kitabı merak ediyorum. O kardeşler ilgimi çekti gibi. Kitap genel olarak güzeldi. Zoraki/Anlaşmalı evlilik temasını seviyorsansanız kitap hoşunuza gidebilir.
Zorunlu BağlılıkCatharina Maura · Olimpos Yayınları · 202597 okunma
Puan vermedi
GECE DOKUYUCU / R.M. Gray Merhabaaalar, bugün sizlere fantastik dünyasıyla beni içine çeken bir kitaptan bahsetmek istiyorum. İçerisinde korsanlar, lanetler, düşmanlıklar, gizemler ve yavaş yavaş gelişen bir romantizm var. Bayılır mıyız? Afiyetle yeriz diyorum ve sizi Gece Dokuyucu ile baş başa bırakıyorum. Aster Oberon, abisini Gece Dokuyucular yüzünden kaybettikten sonra ailesiyle birlikte karada yeni bir hayata başlamak zorunda kalır. Ancak düşmanı olarak gördüğü Gece Dokuyucu Will ile yolları kesişince, yıllardır doğru bildiği her şeyi sorgulamaya başlar. Geçmişin sırlarını ortaya çıkarmaya çalışan Aster, hem gerçek düşmanın kim olduğunu keşfedecek hem de kalbi ile inançları arasında zorlu bir seçim yapmak zorunda kalacaktır. Gece Dokuyucu serisi arkadaşlar şu an yanlış hatırlamıyorsam üç kitabı basıldı ama ülkemizde henüz ilk kitabı basıldı. Yani yeni bir seri geliyor şimdiden size söylüyorum sıkı tutunun. Yazardan daha önce okuma yapmamıştım. New York çoksatanlarından birisi olduğunu biliyordum ve bu kadar ünlenen bir yazarı denemek istedim. İyi ki şans vermişim kurduğu fantastik evren bana çok iyi geldi. Şeytan, melek, cadı vs gibi fantastik varlıklardan çok sıkılmıştım, Gece Dokuyucu bana çok iyi geldi. Böyle farklı şeyler kurgulanması da bana çok şaşırtıcı geliyor, hayal gücüne sağlık R.M. Gray diyorum. Çok tadında bir kurgu sunmuş bizlere. Aster’ım da Aster’ım, abisinin ölümünü hazmedemeden neler yaşadı böyle demeyeceğim bu sefer bence iyi oldu. Will ile tanışması beni mutlu etti. Tabi ki de Will’in yakışıklı ve güçlü olması onu sevmem de etken değil arkadaşlar olur mu öyle şey… Ben onu hiç düşman olarak göremedim daha ilk dakikadan hemen Aster ile shipledim. Fantastik kitapta aşk olmadan olmaz diyenlerdenim ben. Bu arada Aster bana çok havalı bir
Gece DokuyucuR. M. Gray · Artemis Yayınları · 20261 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·528 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 09:26
O kadar güzel bir kitap okudum ki! İskender Pala’nın bu kitabından çok şey öğrendim. Hz. İbrahim’in (a.s.) mesajının peşinde koşan ve ancak bu sırra vâkıf olununca tüm dünyayı ele geçirebilecek gücü elde edebileceklerine inanan ve bu uğurda her türlü kirli işi mübah gören z*lotlar ve bu sırla beraber gelecek olan güce talip olan diğer milletlerin gizli örgütleri arasında geçen amansız bir hikaye. Hz. İbrahim’in (a.s.) öğretileri ve Sümer tabletlerinin şifreleri çerçevesinde kurgulanmış fevkalade bir polisiye. Kitabın kapağını kapattığımda “okumak için neden bu zamanı bekledim ki?” dedirtti. Lakin biliyoruz ki her kitabın bir vakti var ve ben de bu kitabı tevafuken Muharrem ayında okudum. Böyle denk gelişleri severim. Hâlâ okumadıysanız mutlaka listenize ekleyin. Kitabın fotoğrafını Galata Kulesi’nde çekmek kısmet oldu. Gün batımı mükemmel bir doğal efekt oluşturdu. Cânım İstanbul semalarında harika bir görsel yakalama fırsatı bulmuş olduğum için çok mutluyum. Keyifle okunsun, ama mutlaka okunsun!
Abum Rabumİskender Pala · Kapı Yayınları · 201812,3bin okunma
Puan vermedi
“ Bazen hayal kırıklığı, kırılan hayallerin önemi ile ölçülmeyecek kadar çok canını acıtıyordu insanın.” Kimler Sever: Zaman ve hikaye sarmalını sevenler Kimler Sevmez: Bölümler arası kurguyu takip edemeyenler Körburun benim Hikmet Hükümenoğlu ile tanışma kitabım ve ben film izler gibi okuduğum kitapları çok severim Körburun günde 2 vapur seferinin olduğu, sarp kayalıkları, amansız dalgaları ile ünlü kurgusal bir ada. Biz bu ada özelinde 60lar ve 90ların sokaklarına gidiyoruz. 3 kuşak üzerinden bu 30 yılın Türkiye’si, aşk, nefret, siyasi çıkarlar, kardeşlik, düşmanlık, ihanet, sevgi kısaca insana dair ne varsa hepsini birebir hissediyoruz. Yeri geliyor Burçak’a kızıyor, yeri geliyor Eşref Bey’e kıyamıyor, Neriman hanıma hep kanınız ısınıyor ama Hayri’den her an tiksiniyorsunuz. Çok, çok güzeldi Ne yazsam eksik kalır, hangi karakteri ansam diğeri küser. En güzeli bu Kasım Körburun’a gelin ne demek istediğimi anlayacaksınız
KörburunHikmet Hükümenoğlu · İthaki Yayınları · 20252,744 okunma
7/10
·288 syf.··
2026 26. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 22:50
Sonuna doğru şaşırtıcı şeyler olsa da bazı durumlar biraz havada kaldı gibi. Yazarı çok severim, çok başka bir kafası var, belki de bazı şeylerin okuyucunun hayal gücüne göre şekillenmesini istemiştir. Ama yine de kitabın sonu aceleye gelmiş gibi. Kitapta yine acayip bilgiler ediniyoruz. Yazarın bu yönünü seviyorum. Bu bilgileri sırıtmayacak şekilde hikâyeye çok güzel yediriyor. Tabi sorsanız, "Şimdiye kadar okuduğun kitaplarındaki hangi bilgi aklında kaldı?" , cevap:"hiçbir şey:))". Ayrıca kitapta cinsellik çok fazla. Hatta direkt bir sekskolik bir adamı okuyoruz, bazı okurları rahatsız edebilir, ki zaten yazar da ilk cümleden kitabı okumamanız gerektiğini söylüyor ve bu uyarılarını birkaç sayfa boyunca tekrarlıyor. Bir de ben uyarayım dedim. Çünkü ben kitabı araştırırken böyle bir bilgiye denk gelmedim. Bilseydim almayabilirdim. Tüm bunlara rağmen yazarı sevenlere tavsiyedir. Ve ben Chuck Palahniuk okumaya devam edeceğim. Kitapla ve sevgiyle...
TıkanmaChuck Palahniuk · Ayrıntı Yayınları · 20033,325 okunma
5/10
·176 syf.··
2026 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2026 00:00
Ayşe Kulin’in kalemini normalde severim. Daha önce okuduğum kitaplarında insan hikayelerini anlatışını, akıcı dilini ve karakterlerin duygusunu okura geçirme biçimini başarılı bulmuşumdur. Bu yüzden Aylardan Kasım Günlerden Perşembe’ye başlarken beklentim vardı. Bir de konu Atatürk olunca ister istemez insan daha büyük bir merakla, daha hassas bir yerden okumaya başlıyor. Kitabın Atatürk’ün ağzından anlatılıyor olması ilk başta ilgimi çekti. Fikir olarak cesur bir tercih. Çünkü Atatürk gibi bir ismi anlatmak zaten başlı başına zor; bir de onun iç sesiyle konuşmaya çalışmak çok daha zor. Bu yüzden kitaba başlarken daha güçlü, daha derin, daha etkileyici bir metin bekledim. Ne yazık ki kitap ilerledikçe bu beklentim tam olarak karşılanmadı. Benim için en büyük sorun anlatımın tonu oldu. Atatürk’ün ağzından yazılmış bir metin okurken ister istemez daha keskin, daha zeki, daha derinlikli cümleler bekliyorsunuz. Fakat bazı bölümlerde kullanılan dil bana fazla sade ve yüzeysel geldi. Hatta yer yer ortaokul-lise düzeyinde bir okuyucuya hitap ediyormuş gibi hissettirdi. Bu kötü bir şey olmak zorunda değil elbette ama Atatürk gibi bir karakterin iç dünyasını okumaya çalışırken benim aradığım etki bu değildi. Kitapta tarihsel bir emek olduğu hissediliyor. Ayşe Kulin’in araştırma yaptığı, dönemin atmosferini vermeye çalıştığı belli. Fakat benim için bilgi vermekle o dönemin ruhunu hissettirmek aynı şey değil. Atatürk’ün son dönemleri, hastalığı, yalnızlığı, düşünceleri ve ülkeye dair kaygıları çok daha sarsıcı anlatılabilirdi. Ben okurken o ağırlığı tam anlamıyla hissedemedim. Özel hayatına dair bölümler de bende kararsız bir his bıraktı. Elbette roman türünde kurgu payı olabilir, yazar bazı boşlukları kendi anlatısıyla doldurabilir. Fakat Atatürk söz konusu olduğunda insan
Aylardan Kasım Günlerden PerşembeAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20254,507 okunma