İçimde söylemek istediğim çok şey var sanki. Çok büyük şeyler. Bunları ifade etmenin yolunu bulamıyorum. Bazen bana öyle geliyor ki bütün dünya, bütün hayat, her şey içimde duruyor ve sözcüsü olmam için feryat ediyor. Hissediyorum... ama anlatamıyorum...bunun ne kadar büyük bir şey olduğunu biliyorum ama konuştuğumda bebeğin ıngaları gibi sesler çıkıyor ağzımdan.
Onun da dudakları Martin’inkiler gibi ettendi, vişnenin suyu kendi dudaklarını nasıl boyuyorsa, onun dudaklarını da öyle boyuyordu. Bu durum dudakları için geçerliyse her tarafı için geçerliydi. Kadındı o, bütün kadınlar gibi bir kadındı. Martin’i afallatan bir keşifti. Sanki güneşin gökten düştüğünü görmüş, sanki taptığı masumiyetin kirlendiğine tanık olmuştu.