The Witcher - Son Dilek İNCELEME
8/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 15:04
Oyunu oynamadan önce bir kitabını okuyayım deyince iyi ki başladığım bir kitap olmuş. İlk önce kitabın en güzel yanı, rahat bir kafayla okuyabiliyor olmanız. Rahat kafayla derken; herhangi bir not tutma derdi, herhangi bir sözü “Aman kaçırmayayım, aklımda kalsın, not edeyim.” derdi yok. Sadece okuyorsunuz ve hayal ediyorsunuz. Mükemmel. Zaten hikâyesi çok sürükleyici. Okuduğum her dakikada “Acaba burada ne olacak?”, “Ay aman, bu ölecek mi?”, “Yoksa bu Witcher’la sevişecek mi?” diye beni kitabın içinde tutmayı başardı. Normalde günlük 30-35 dakika kitaba zaman ayırırken, bu kitaba günlük en az 1 saatimi ayırıyordum ki okuması çok zevkliydi. Çeviri ekibinin eline sağlık. Çok güzel bir şekilde çevirdiklerini düşünüyorum. Serinin diğer kitaplarına başlayacağım ama hemen sıkılmamak için biraz ara vereceğim. Sanki art arda okusam bir bıkkınlık hissi de bırakabilir. Evrenin en etkileyici yanı bence çok gerçekçi olması. Şu yönden; herkes masum, saf bir insan değil. Herkes gerçek hayatta olduğu gibi gri. Kimin işine ne geliyorsa onu yapıyor. Böyle fantastik eserlerde çoğu zaman masalımsı bir tadında olan, “Ay hayat müthiş, sadece iyilik yapayım.” diyen NPC’ler yok. Her kitapta geçen karakterin bir kişisel dünyası ve duyguları mevcut. Herkes ana karakterin etrafında dönen birer balon yerine kendi etrafında dönen karakterler. Witcher da o insanların dönen bu hayat rutinlerinin arasına girip, varsa bu sorunları çözmeye çalışıyor. Tam “Rahat rahat okuyayım ve bol bol hayal kurabileceğim bir kitap olsun.” diyenler için mutlaka okunmalı.
The Witcher - Son DilekAndrzej Sapkowski · Pegasus Yayınları · 20174,286 okunma
Bu zamana kadar okuduğum en rahatsız edici kitap
Puan vermedi·232 syf.··
2026 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 19:09
Kitap tüm hayvanların bir virüs ile enfekte olduğu, bu yüzden de et tüketiminin özel olarak yetiştirilen besi insanlarından karşılandığı bir distopyayı anlatıyor. Bu dünyada hiçbir hayvanın eti tüketilmiyor, zaten hepsi virüslü olduğu gerekçesiyle çok uzun zaman önce katledilmiş. Bunun yerine insanların protein ihtiyacı ve et tüketimi için özel fabrikalarda yetiştirilen ve yalnızca bir gün yenmek amacıyla kesilecek olan insanlar yetiştiriliyor. Onlar insan değil, insan demek yasak, onlar birer et. İnsanlığın bekasına hizmet eden birer araçlar. Bu yüzden onlara yapılan her türlü muamele acımasızlık değil, bir gereklilik. Bu delilik içinde aklına hakim olmaya çalışan ve nispeten diğerlerinden daha normal olan ana kahramanımız ise bir kesimhanesi olan, yakın zamanda bebeğini kaybetmiş, eşiyle sorunlu depresyonun kıyısında bir erkek. Kitap başta adamın acısına odaklansa da geri plandaki o korkunç düzeni görmezden gelemiyorsunuz. Bununla birlikte sonuna kadar iyi bir hikaye örgüsü kurulmuş, ne olacağını merak edeceğiniz bir olay var. Tam da kahramana kendinizi yakın hissettiğinizde kitabın sonu öyle bir bitiyor ki durup duvara bakıyorsunuz. Bence bu açıdan çok başarılı bir eser. Ve evet, kitabın konusu bir distopyayı anlatıyor ve amacı zaten kurduğu düzen ile okuru rahatsız etmek fakat benim hissettiğim böyle bir rahatsızlık değildi. İnsanların böyle bir dünyada ne kadar acımasız olabileceği kimseye çok da absürt gelmez. Ne var ki et kesimi ve tüketimi ile ilgili süreçlerin korkunçluğunu tüm çıplaklığıyla anlatması, dünyada bir yerlerde gerçekten de böyle bir şey yaşanıyormuş gibi hissettiriyor. Bazı cümlelerde ara verebilmek için durup tavana bakmak zorunda kaldım. Konu olarak rahatsız edici olsa da distopya türünün okurda bırakması gereken o rahatsız edici his açısından
İnceleme
Leziz KadavralarAgustina Bazterrica · Çınar Yayınları · 20202,449 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 14:38
Bridgerton serisini Netflix dizisinden öğrenmiştim. Francesca çok sevdiğim bir karakterdi. Dizide Michael'ı Michaela karakteri olarak yapacaklarını öğrenince bu kitaba başlayıp asıl hikâyeyi bilmek istedim. Bu kitap aşırı güzeldi. Francesca'nın yaşadığı yas süreci, suçluluk duygusu ve yeniden âşık olma korkusu çok gerçekçi işlenmişti. Michael ise serideki en sevdiğim erkek karakterlerden biri oldu. Francesca'ya yıllarca duyduğu sevgiyi içinde yaşaması ve buna rağmen ona saygı göstermesi beni çok etkiledi. Kitabın romantik yönü oldukça güçlüydü ama bence en güzel tarafı karakterlerin duygusal gelişimiydi. Francesca'nın geçmişiyle yüzleşmesi ve yeniden mutlu olmayı kendine hak görmeyi öğrenmesi hikâyeyi daha anlamlı hâle getirdi. Michael ile aralarındaki uyum da çok doğal hissettirdi. Bu kitabı okuduktan sonra dizide Michael yerine farklı bir karakter kullanılacak olmasına daha da üzüldüm. Çünkü Michael Stirling'in hikâyeye kattığı duygu ve karakter gelişimi bence bu kitabın en önemli parçalarından biriydi. Yine de dizinin nasıl işleyeceğini merak ediyorum. Genel olarak Bridgerton serisinde şimdiye kadar okuduğum en etkileyici kitaplardan biri oldu. Hem duygusal hem romantik yönüyle beni içine çekti. Kesinlikle tavsiye ederim.
Sana MuhtacımJulia Quinn · Epsilon Yayınevi · 20201,092 okunma
türk mitolojisi ile KUTSANDIM+kımızları hazırlayın!
7/10
·399 syf.··
2026 3. kitabı
·
89 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 01:48
Merhabalar, ben Sülde. Asar'ın Evlatları yazardan okuduğum ilk kitap dolayısıyla bu kitap, yazarla tanıştığım kitap oldu. İncelemelerim SPOILER a.k.a SÜRPRİZ BOZAN içerir daima. Bunu bilerek lütfen bu incelemeyi okuyun. Beş Çayına Bir Kitap formatında kitabı neredeye bir saat boyunca konuştuğum podcast'e ulaşmak için linke tıklayınız; Video: youtube.com/watch?v=YOauDKJ... Kanal adım: benSülde Ayrıca kanalımda kitap *yerme* ve *övme* videoları da mevcut! 1) TÜRK MİTOLOJİSİ AUUUUU!!! *Yine döner yüce günler* *Hun’un Tanrı ömrünü ver* *Ayrılığa düşmeyelim* *Bir olalım, birleşelim* (yoğun gırtlak müziği eşliğinde uluyarak dans etti) Her inceleme yazımda, her videomda *'TÜRK MİTOLOJİSİ İLE İLGİLİ BİR FANTASTİK NEDEN YAZMIYORSUNUZ?!'* diye cırlayan benim için soğuk bir bardak su gibi oldu bu kitap. Birisi geldi, sıcak bir yaz gecesinde bana böyle soğuk bir bardak su verdi. Yazar, türk mitolojisini gayet iyi anlamış, tanrıları, canavarları, hayvanları, mitolojik ögeleri o kadar iyi kullanmış ki çok sevdim. Türk mitolojisindeki anlayışa göre tanrıların göğün katlarında yaşıyor olduğu inancını almış ve kitapta, tanrıların çocuklarını dağın katlarına koyarak bunu çok güzel bir şekilde yedirmiş mesela. Kaynak sıkıntısı çeken (en azında ben çekiyorum) bir mitoloji adına, mitolojik ögelerinin güzelce kullanılmış olması beni çok memnun etti. Yazar dersini çalışmış ve kitapta meyvelerini vermiş. 2) Kitaptaki Bazı Harika Seçimler Barış'ın kırmızı sevdası, neredeyse mest oluşu (videoda bahsetmedim ama alt metni almadım sanmayın, cıks :), öfke + savaş üzerinden işlenen alt metin, karakterlerin İSİMLERİ (Böke! Öyke! BAYILDIM!!!!) gibi kitapta çok güzel tercihler var ki beğenmekten başka bir çareniz kalmıyor resmen.
Asar'ın EvlatlarıOnur Çalcalı · Luna Yayınları · 050 okunma
8/10
·112 syf.··
2026 30. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 14:13
Albert Camus un okuduğum ilk eseri oldu. Yazarın dq çıkış yapan ilk kitabıymış zaten. Yazarla böyle tanışmış oldum, kendi ruh halime de biraz yakın bulduğum için severek okudum. Tek beğenmediğim yanı bazen * saçma sapan cümle kalıplarının olmasıydı *. Yani o an dünyayla kendimi çok benzer, çok kardeşçe buldum, bu yüzden mutlu oldum, diyor. Senin dünyayla ne ortak yanın olabilir Allah aşkına :)) tek sevmediğim buydu o da zaten 1 2 cümle tek vardı kitabın sonuna doğru. Olay örgüsüne gelirsek mersault adında ( soyadı) karakterimizin annesinin ölümüyle birlikte defin işlemleri için huzur evine gitmesiyle başlıyor. Ve hayata karşı aşırı kayıtsız, umursamaz, vurdumduymaz biri olan karakterimiz bu ölüm olayını bile gayet normal bir şey gibi çay, kahve elde sigara ile karşılayıp, bitse de kurtulsam kafasında olan biri. Ha bu kayıtsızlığı ilerde başına çok büyük bir bela açacak ve biz de bunu okuyacağız :)). Karakter hakkındaki kendi fikrimi yazacak olursam da bence kitaba da ismini verdiği gibi Yabancı biri. Herkese, her şeye yabancı. Sevmeye yabancı, sevilmeye yabancı, öfkeye yabancı, kıskançlığa yabancı, insanların kırılıp kırılmamasına yabancı... Robot gibi takılıyor. Takıldığı kız arkadaşı Beni seviyor musun, diyor mesela. Cevabı ; sevdiğimi sanmıyorum ama bence önemsiz zaten, oluyor. :) Yani bence karakterin canlı ve insanlarla ortak tek duygusu libidosu. Onun dışında ruhsuz bir adam. Bezgln Bekir var bizim burada onun gibi bir şey. Henüz mersault kadar ruhsuz olmadım ama gittikçe ona benzediğimi de hissetmiyor değilim. O yüzden hissederek, onun ruh haliyle okudum ben. Severek okudum. İsteyen de okusun.
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,5bin okunma
KAZANIRSAK KAYBEDERİZ
5/10
·416 syf.··
2026 8. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 14:08
Kitabın ilk olarak sevdiğim, sonrasında ise sevmediğim yönlerinden bahsedeceğim. SPOILER içerir. Sevdiğim yönler şunlar kitap kendini okutturuyordu ve merakta ettiriyordu. Bence anlatılmak istenen de iyi yansıtılmıştı. Şimdi, sevmediğim yönlere gelelim. Kitapyaki ilişkiler aynı Türk dizileri gibiydi mesela Eva araldan hoşlanıyor ama kamera önünde atlasla sevgili. İzel atlası sevdiğini söylüyor ama yapımcı ile ilişki yaşıyor ve tunçta izelden hoşlanıyor. Alara da Aral'ı hem kamera önünde de arkasında da seviyor gibi davranıyor ama hakan ile ilişki yaşıyor. Ayrıca Eva daha ilk günden erkin ile arkadaş oluyor ona gelen gizemli notları söylüyor. Ilk günden bu kadar güvenmesi aptallık. Ondan sonra derinle kaanla atlasla ve arala falan da anlatıyor da bu rahatlık ne anlayamıyorum. Kitabın buraları çok saçmaydı. Puanım:10/5
Kazanırsak Kaybederi̇z : ÇevrimiçiZeynep Sey · Martı Yayınları · 20211,573 okunma