Bir zamanlar gençlik ateşiyle şiirler yazan ben,
ah, şimdi kederimi hüzünlü ezgilere döküyorum.
Artık dertli Musalar fısıldıyor yazacaklarımı bana,
yanık dizeler buluyor yüzümü gerçek
gözyaşlarına.
Hiçbir şeyden korkup yılmadılar ki bir an bile,
yürüdüğüm bu uzun yolda hala bana eşlik etmekte.
Vaktiyle mutlu ve verimli gençliğimin onuruydu o şiirler,
şimdi kederli yaşlılığımdaki yazgımı teselli ediyorlar.
Ömrüm dertlerle göz açıp kapayıncaya kadar geçip gitti,
İnsanlarda hakikat sevgisi öyle bir hal alıyor ki, bambaşka bir şey seviyorlar ve sevdikleri bu şeyin hakikat olmasını istiyorlar, çünkü aldatılmak istemediklerinden, yanıldıklarını kabul etmek istemiyorlar. İşte bu yüzden hakikat yerine sevdikleri şey uğruna hakikatten nefret ediyorlar. Hakikatten yayılan ışığı seviyorlar ama o ışık kendi yanılgılarını ortaya çıkardı mı ondan nefret ediyorlar. Çünkü aldatılmak istemiyorlar, aldatmak istiyorlar.