Cemile Sümeyra

Puan vermedi·90 syf.··
2022 1. kitabı
Bu kitap benim için, yaşamın gündelik telaşesi içinde kendi sesini kaybetmiş birinin sesini yeniden duymaya başlayışının hikâyesi. Buna uykusuzluk da denebilir, uyanış da. Sesimi yeniden duymak için çabaladığım bir dönemde bu kitabı okumak tuhaf bir tevafuk oldu. Wittgenstein’ın edebi eserler arasında ördüğü “karmaşık, çakışan, örtüşen” benzerlikler ağını kadın ile aramda duydum.
UykuHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20153,732 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·136 syf.··
2020 11. kitabı
·
213 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2020 17:50
Öneri üzerine başladığım, hiç de pişman olmadığım bir kitap. Samimi üslubu ile yer yer gülümsedim. Kitaplara, okumaya ve okurlara dair kafalarımıza yerleşmiş dogmaları tatlı tatlı eleştiriyor Pennac. Hikayeden çok hikayeyi analiz etmekle meşgul olduğumuzu, okuma “gerekliliği”nin bizleri okuma “zevkinden” mahrum bıraktığını, okuma zevkini nasıl yeniden kazanıp/kazandırabileceğimizi anlatıyor. Bir zamanlar bir zevk, başka dünyalara açılan bir kapı olarak gördüğüm okuma eylemi; zamanla bir gereklilik, kültürlenmek için bir şart olarak önüme sürüldükçe omuzlarıma bir yük gibi binmişti. Okumaktan çok “okuduğumu anlama” kaygısıyla okur olmuştum. Yazarın, “Nasıl yani! Falanca yazarı hiç okumadın mı?” gibi eleştirilerle kendini bu dogmaya adamış nice üstün okurun(!) karşısında sırtımı dostça sıvazladığını hissetim. Ve aynı şekilde benim de kendime bu konuda özeleştiri yapmama vesile oldu. Kitabı okurken elimden kalem düşmedi, altı çizilesi epey satır vardı. Hem kendim için hem de ileride okuma zevkine ister istemez müdahale edeceğim çocuklar için çok güzel tüyolar, ve çevirenden mi yazardan mı kaynaklandığının ayrıdına varamadığım şeker gibi bir üslup... Kısa ve doyurucu bir kitaptı. Bu inceleme yazısı, incelediğim yazı ile çelişiyor belki de :) Okuyup susmalıydım. Kitabın “etrafında konuşmayı” ve ille de “yorumlamayı” çok iyi biliyoruz maalesef. Bir alıntıyla bitirelim. “Bir kitabın bizlere sunacağı şeyin ne olduğunu unutmuştuk. Mesela, bir romanın her şeyden önce bir öykü anlattığını unutmuştuk. Bir romanın bir roman gibi okunması gerektiğini, öncelikle öyküye susamışlığımızın giderilmesi gerektiğini bilmiyorduk.” Roman Gibi Daniel Pennac
Roman GibiDaniel Pennac · Metis Yayınları · 2021927 okunma
Puan vermedi·95 syf.··
2019 12. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 04 Ekim 2019 12:55
Artık bir şeyler söylemem gerektiğini düşündüğüm için henüz kapağını kapatmış bulunduğum bu kitap hakkında biraz konuşmak istiyorum. Sonundan çok süreciyle zihnimde bir süre var olacağına inandığım, bir çırpıda biten ama kesinlikle her dakikası dolu dolu geçen bir kitaptı. Yıllar önce çok sevdiğim bir arkadaşımın önerisiyle aklımın bir köşesine kazıdığım ismi, ancak bugün anlamlı bir hikayeye dönüşebildi zihnimde. Benim için talihsiz bir dönemde okumaya başladığım için bir süre ara verdiysem de herkesin rahatlıkla bir günde bitirebileceği bir kitap. Kısa ve etkileyici. Bu kısalığından memnun kaldım bile diyebilirim.Romandan çok uzun bir hikaye aslında. Giriş yazısının da yardımıyla Gide’yi bir nebze olsun tanımak ve dünyasına dalabilmek için oldukça güzel bir başlangıç. Nitekim benim de okuduğum ilk kitabı bu. (Spoiler içerebilir) Muhtevası itibariyle kitap bana Beren Saat’in baş rolünde yer aldığı “Benim Dünyam” filmini hatırlattı. O da uyarlama bir filmdi zaten. Bu dünyada iyiliği yaşatmayı görev edinmiş bir papazın bir vesileyle kör ve kimsesiz bir kızı bulmasıyla başlıyor. Onu himayesine alıyor ve kendi ailesinin itirazlarına ve olumsuz duruşlarına karşı büyük bir gayretle kıza dünyayı, nesneleri ve hatta renkleri anlatmaya çalışıyor. Renkleri anlatma biçimi insana daha önce hiç bakmadığı bir tarafı gösteriyor sanki. Bu kısmı özellikle okumanız için size bırakıyorum. Bu çabalarını sonradan kaleme alınmış bir anı defteri gibi okuyorsunuz. Bir öğretmen sıfatıyla başlayan bu sevgi zamanla papazın bile farkına varmadan büyüttüğü bir aşka dönüşüyor. Ahlaki ve -papaz sıfatından dolayı- dini tarafıyla eleştiriye açık muhakkak bir çok yeri vardır ama ben bunlara girmeyeceğim. Aşkın ne olduğunu, cisme mi, ruha mı duyulduğunu bir kez daha sorgulatıyor. İlgimi çeken
Pastoral SenfoniAndré Gide · Timaş Yayınları · 20216,7bin okunma