"Derdi söze hapsedilebilir olan daha dertle tanışmış mıdır ya da o seven, her şeyi alabildiğine seven ama sorulsa neyi sevdiğini söyleyemeyen Fuzuli'nin sarhoşluğuna bir an için yanaşmış mıdır?"
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Allah vaadine ters düşmez" vaadi vaat, sahici vaat. Peki. Ama bu sahiciliği bilecek göz kimde? Gözü veren de O. Burada, dünyada yani her şey var ama her şey hayal. Her şeyi verdi ama bir hayal verdi. Orada da verecek, yine bir hayal verecek, her şey bir hayalden başka bir hayale devrilecek. Kim "Bütün bunlar yine hayal" diyecek? Buradaki hayalin misline cennet mi denecek? Bir seraptan bir seraba, bir susuzluktan bir su içiyor zehabına gidilip gelinecek. Yokluk, büyük sonsuz unutuş, kâinatın kendini unutuşu, derin karanlık sükûnet nerdesin, kaçıncı katta nerdesin, bana unutuşu özletip kendimi her şeyi ile hatırlatacak yerde misin?
"Bir şeyin ilk öğrenildiği, göze görünüp içe aktığı yer vardır. Buna tanıklık etmeyene bu söz ile de anlatılabilir. Birinin taş duvardan öğrendiğini başkası derste öğrenebilir, köpeğin gözlerinden öğrenip ezber ettiğini öbürü bir mısradan duyabilir. Sesler ve görüntüler hep anlatır çünkü, yeter ki tanıklıktan kaçma, duymadım görmedim deme. Kendi günahı gibi geri kalanı da sorulmayacaksa insana belki tanıklık ettikleri sorulacak anca."