Sokaklarda dolaşırken evlerin açık pencerelerinden televizyon ekranları çarpıyor gözümüze. Kral TV'de Yonca Evcimik var, "Sabah Şekerleri"nde Yıldız Tilbe... Bir başka ekranda Oya Küçümen, "Top Pop"u sunuyor. Haftanın bir numarasında Emel Müftüoğlu var. Yoldan geçen arabalardan sesler yükseliyor. Levent Yüksel "Yatağıma geeeeel" diye bağırıyor, Aşkın Nur Yengi "Ayrılmam, sarılırım hayallere" diye inat ediyor. Ayrılırdın ayrılmazdın derken görüntünün kenarlarındaki bulanıklık yavaş yavaş azalmaya başlıyor, "flashback" bitiyor ansızın. Sokaklarda geçen arabalarda Youtube'tan açılmış akustik "cover"lar duyuluyor mırıl mırıl. Televizyon ekranlarında mahalle arası cinayetler konuşuluyor, birileri birilerinin pişirdiği yemekleri, başka birileri başka birilerinin giydiği kıyafetleri beğenmiyor, yakışıklı, kaslı "ağa" , konağın kâhyasının dolgulu dudaklı kızına bir tokat atıyor... Derken hepsi birden bar bar bağırmaya başlıyor.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Memleketimizi esir etmek isteyen düşmanları behemehal mağlup edeceğimize dair olan emniyet ve itimadım bir dakika olsun sarsılmamıştır."
Mustafa Kemal Atatürk
İstanbul'dan ayrılmak istemiyoruz fakat senede kaç defa kütüphaneye gideriz? Üç-beş cadde ile bir o kadar kahveden başka ne biliriz? Fikir hayatı, fikir hayatı diyoruz; en kabadayımız bile gevezelikten başka ne konuşuyor? Kahve tartışmalarıyla zihnimizi geliştirdiğimizi sanmakla pek akıllıca bir iş yaptığımız düşüncesinde değilim. Bizi buraya asıl bağlayan bir alışkanlıktır. Biz burada amaçsız yaşamayı ve boş beyinle dolaşmayı tatlı bir uğraş haline getirmenin yolunu keşfetmişiz. Hepimizi İstanbul'a bağlayan sadece bu... Burada insan, kafasını zerre kadar işletmeden, düşünen birisi olduğuna inanma ve buna başkalarını da inandırma imkânına sahip. Bu şehrin ve buradaki çevrelerin dayanılmaz cazibesi işte bundan ibaret!
Asıl iyilik; tanımadıklarımıza yaptığımız iyiliktir, oysa biz bütün iyi niyetimizi dostlarımıza saklayıp bunların dışında kalanları bir çırpıda ve kısa bir hükümle kötü ilan ediyoruz!