Ayaklanan Tanrı değil karşılıksız ve zorunlu çalışmaydı, tımar vergisiydi, aşardı, ölenlerin mallarına el koyma hakkıydı, toprak kirasıydı, haraçtı, yol harcıydı, saman hasadıydı, ilk gece hakkıydı, kesilmiş burunlar, oyulmuş gözlerdi, işkence çarkına gerilmiş, kerpetenle parçalanmış, yakılmış bedenlerdi.
Kelamı Almanca duymak istiyorlardı, onca zamandır kendilerine yabancı bir dilde anlatılanların ne olduğunu nihayet bilmek istiyorlardı; amen diyerek hiç anlamadıkları kıtaları tekrar edip durmaktan bıkmış usanmışlardı. Tanrı’dan kibarca kendi dilimizi konuşmasını istemek ona hakaret değildi.