ben miyim o

ben miyim o
@benmiyimo
okur
4 okur puanı
Şubat 2025 tarihinde katıldı
Girift Kitap İncelemesi
10/10
·407 syf.··
Beğendi
·
2025 21. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 26 Ağustos 2025 14:31
Müge Atadan'ın "Girift" adlı romanı, iki farklı zaman diliminde geçen bir hikayeyi anlatıyor. 2019'da ölümle yüzleşen Kumru'nun son günleri ve 1987'de genç bir kadın olarak hayatını baştan inşa etme mücadelesi bir arada işlenmiş. Eser geçmişin, bugünü nasıl şekillendirdiğini sırların ve pişmanlıkların bir ömre nasıl yayıldığını anlatıyor. Roman kanserle savaşan 64 yaşındaki Kumru'nun ölümü kabullenişi ve oğlu Armağan'dan sakladığı büyük bir sırra odaklanıyor. Kumru, bir kutu içinde sakladığı bu sırrı, yardımcısı Tufan aracılığıyla öldükten sonra Armağan'a ulaştırmayı planlamakta. 2019'da geçen bu bölümler, ölümün getirdiği hüzün, aile içi çatışmalar ve kabulleniş temasını işlerken, bir yandan da okuyucuyu geçmişe, yani hikayenin köklerine götürüyor. Kitabın önemli bir kısmı ise 1987 yılında, Kumru'nun Eskişehir'deki hayatına odaklanıyor. Kumru, açtığı küçük giyim mağazasında çalışmaya başlamış, kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan genç ve hırslı bir kadın. Yolculuğunda ona en yakın arkadaşı Nimet ve onun erkek arkadaşı Korkut eşlik ediyor. Bu dönemde hayatının aşkı olacak yazar Nevzat ile tanışıyor. Nevzat'ın kendisine okuması için verdiği yeni kitabının taslağı üzerinden aralarında özel bir bağ oluşuyor. Birlikte İstanbul'a doğru bir yolculuğa çıkıyorlar, Nevzat ve Korkut yeni bir iş için beraber çalışmaya başlıyor ve Nimet, annesinin rahatsızlığından dolayı memleketine dönüyor. Tüm bu olaylar Kumru'nun ve bu dörtlünün hayatını tamamen değiştirecek olayların başlangıcı oluyor. Roman, ölümle yüzleşmenin, aile bağlarının karmaşıklığının ve pişmanlıkların yükünün yanı sıra, hayallerin peşinden gitmenin, kararlarımızın bizi nelere sürükleyebileceğinin ve hayatın sürprizlerle olduğunun da altını çiziyor. "Girift" adının hakkını veren bir kitap. Çünkü hayatın ne kadar
Edebiyat
GiriftMüge Atadan · Klaros Yayınları · 20251 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·416 syf.··
2025 20. kitabı
Irvin D. Yalom’un Nietzsche Ağladığında adlı kitabı, okurları derin felsefi ve psikolojik bir yolculuğa çıkaran, aynı zamanda oldukça insanî bir hikâye sunuyor. Bu eser, sadece Nietzsche’yi anlamaya çalışan bir psikiyatristin ve bir filozofun hikâyesi değil, aynı zamanda içsel çatışmalar, yalnızlık ve varoluşsal sorgulamalarla yüzleşen her insanın hikâyesi gibi. (bundan sonrası spoiler içerir.) Kitap, Nietzsche’nin 1882 yılındaki hastalığından sonra bir terapiste, Josef Breuer’e başvurmasıyla başlıyor. Burada, Nietzsche’nin felsefi düşüncelerinin ne kadar derin olduğu kadar, ruhsal acılarının da o kadar yoğun olduğu ortaya çıkıyor. Breuer, Nietzsche’yi tedavi etmeye çalışırken, ikisi arasında gelişen ilişki, kitabın en güçlü yönlerinden biri. Nietzsche’nin düşüncelerinin yoğunluğuyla karşılaşan Breuer, yalnızca bir terapist olarak değil, aynı zamanda kendi iç yolculuğuna çıkan bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Kitap boyunca Nietzsche’nin hem felsefi ideallerinin hem de kişisel acılarının iç içe geçmesi, Yalom’un anlatımını çok daha etkileyici kılıyor. Nietzsche’nin kendisini hep "büyük" olarak görmesi, yalnızlığını daha da derinleştiriyor. Bu yalnızlık, bir yandan onu tanrılaşmaya itiyor, diğer yandan da ruhsal çöküşe sürüklüyor. Yalom, Nietzsche’nin acılarını ve çelişkilerini çok etkili bir şekilde aktarırken, onu yalnızca bir filozof olarak değil, bir insan olarak da tanımamıza fırsat veriyor. Kitabın en ilginç kısımlarından biri, Nietzsche ve Lou Salomé arasındaki ilişkiyi ele alması. Salomé, Nietzsche’nin ruhsal dünyasını anlamaya çalışan bir karakter olarak hikayeye dahil oluyor. Salomé’nin Nietzsche ile olan ilişkisi, onun felsefi düşüncelerini şekillendirirken, aynı zamanda içsel bir çatışmaya da yol açıyor. Bu ilişkide, Salomé’nin yalnızca bir terapist
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202469,9bin okunma
9/10
·488 syf.··
2025 1. kitabı
Kitap, Dr. Parrish'in psikolojik savaşını, onun karşılaştığı ahlaki ikilemleri ve işlediği suçları keşfetmesini işliyor. İlerleyen sayfalarda, Dr. Parrish'in hastasının tehditleri ve manipülasyonları, onu derin bir psikolojik kriz noktasına sürüklüyor. Bir yandan da, kitabın temposu artıyor ve gerilim giderek tırmanıyor. (bundan sonrası spoiler içerir.) Scottoline, baş karakter Dr. Eric Parrish’i çok derinlikli bir şekilde tasvir ediyor. Eric, mesleki başarıları ve toplumsal statüsüyle bir "ideal" insan gibi görünse de, yavaşça onun iç dünyasında gizli kalmış karanlık taraflar ortaya çıkıyor. Kitapta, Eric’in insan doğasına dair derinlemesine bir keşif yapılıyor. Yazar, Dr. Parrish’in sadece bir doktor değil, aynı zamanda bir insan olarak ne kadar kırılgan ve hatalarla dolu olduğunu gösteriyor. Bir diğer dikkat çeken karakter, Eric’in karşılaştığı hasta, Gerald. Gerald, kitabın en rahatsız edici karakterlerinden biri. Onun, Eric’in hayatına sızma şekli, kitabın ana gerilimini oluşturuyor. Gerald, sadece bir hasta olmanın ötesinde, bir manipülatör ve psikolojik bir tehdit olarak öne çıkıyor. Bu karakter, kitabın gerilim yükünü taşıyor ve aynı zamanda Eric’in kişisel çözümsüzlüklerine ışık tutuyor. Kitapta psikolojik manipülasyon ve gücün kullanımı önemli bir yer tutuyor. Eric’in bir yandan hastalarına yardımcı olma çabası ile, diğer yandan Gerald’ın manipülasyonlarına karşı direnmeye çalışması, gerilimi her sayfada arttırıyor. Scottoline, psikolojik gerilimdeki ustalığını, insanın en savunmasız olduğu anlarda nasıl tuzağa düşürülebileceğini anlatarak sergiliyor. Lisa Scottoline’nin anlatımı oldukça sürükleyici ve okuyucuyu içine çeken bir yapıya sahip. Her bir bölümde gerilim dozu artırılırken, karakterlerin içsel çatışmaları ve psikolojik gerilimleri çok iyi
Edebiyat
On Beş Dakikada BirLisa Scottoline · Pegasus Yayınları · 2018110 okunma