Kitap; emekli bir albay, kızı ve torunu gözünden anlatılır. Emekli albayın verdiği söz üzerine, köyün sevilmeyen doktorunun cenazesine sahip çıkmasını konu alır. Bu cenazeye sevinen bir taraf vardır: halk.
Hikaye günümüz ve geçmiş arasında gidip geliyor. Hatta bu geçmişe gidip gelme durumlarında doktorun nasıl esrarlı bir biçimde Macondo’ya geldiğini, neden sevilmediğini hatta nefreti nasıl kazandığını da anlıyorsunuz. Okurken aklıma Tolstoy'un o meşhur sözü geldi, “Tüm muhteşem hikayeler iki şekilde başlar: ya bir insan yolculuğa çıkar, ya da şehre bir yabancı gelir.”
Hikaye yalın bir dille üç kişinin bakış açısından anlatılıyor. Lakin bu bakış açıları paragraflarla ayrıldığı için zaman zaman kafa karışıklığına sebep oldu, en azından benim için