Osmanlı imparatorluğunda ve daha önceki bahislerde verdiğimiz istatistiklerden de anlaşılacaktır ki, Türklerden sonra en kalabalık nüfus Araplardı....
Araplarla din birliğimiz de vardı. Ama ayrı ırklar arasında din birliğinin, müşterek bir devlet nizamı içinde yaşamak için yeterli olmadığını biliyoruz...
Arap dindaşlarımız, devlete hemen hiç asker vermezler, vergi vermezlerdi. Yemen’de olduğu gibi de, devletle durmadan kanlı çatışmalar içinde bulunurlardı.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Türkiye’de, en verimli tarım işleriyle, ticaret ve zanaat işlerini büyük ölçüde elinde tutan Ermenilere bakarak Türk köylüsü ve kasabalısı, Ermenilerden çok perişan durumdaydı.
Osmanlı imparatorluğunda; Avrupa’da olduğu gibi, sert toprak köleliğine dayanan feodal nizam mevcut değildi. Osmanlıların ayak bastığı her yerde, o şehir veya bölgenin özelliklerine uyan kanunnameler tanzim edilip yürürlüğe konulurdu. Yani idare, istilâ edilen yerlerdeki halk için çok daha rahat ve çekiciydi. Nitekim meselâ Bosna-Hersek gibi sapa ve dağlık bölgelerde bile bu yüzden Müslümanlık hızla yayıldı. Ordunun, daha ziyade Hıristiyan çocuklardan seçilen devşirmelere dayanışı ve bu çocukların küçük yaşta ailelerinden alınışı, elbette ki doğru görünmeyebilir. Ama bu çocukların, bir süre sonra iyi yetiştirilmiş hür ve hâkim askerler, subaylar, idareciler, valiler olarak hayata katılışları, paşaların, vezirlerin, devlet büyüklerinin bunlardan seçilişi, devşirmecilik müessesesini, Hıristiyan halklar için bile, arzu edilir hale getiriyordu.
Osmanlı imparatorluğunda; Avrupa’da olduğu gibi, sert toprak köleliğine dayanan feodal nizam mevcut değildi. Osmanlıların ayak bastığı her yerde, o şehir veya bölgenin özelliklerine uyan kanunnameler tanzim edilip yürürlüğe konulurdu. Yani idare, istilâ edilen yerlerdeki halk için çok daha rahat ve çekiciydi. Nitekim meselâ Bosna-Hersek gibi sapa ve dağlık bölgelerde bile bu yüzden Müslümanlık hızla yayıldı. Ordunun, daha ziyade Hıristiyan çocuklardan seçilen devşirmelere dayanışı ve bu çocukların küçük yaşta ailelerinden alınışı, elbette ki doğru görünmeyebilir. Ama bu çocukların, bir süre sonra iyi yetiştirilmiş hür ve hâkim askerler, subaylar, idareciler, valiler olarak hayata katılışları, paşaların, vezirlerin, devlet büyüklerinin bunlardan seçilişi, devşirmecilik müessesesini, Hıristiyan halklar için bile, arzu edilir hale getiriyordu.