Aslında birbirleri için o yanıp tutuşmalar, deli divane olmalar, daha önceki yalnızlıklarının derecesini gösteren bir kanıtken, sevgilerinin şiddetinin ölçüsüymüş gibi kabul ederler.
Eğer kişi, sadece bir tek insanı sever ve onun dışındaki tüm çevresine kaygısız kalırsa, onun sevgisi sevgi değildir, ya alabildiğine bir bencilliktir, ya da ortak yaşam birliğidir.
Eğer birine “seni seviyorum” diyebiliyorsam. “Sende herkesi seviyorum, seninle tüm dünyayı seviyorum, sende aynı zamanda kendimi de seviyorum” da diyebilmeliyim.
Birisini sevmek yalnız güçlü bir duyguya kapılmak değildir; bir karardır, bir yargıdır, bir söz vermedir. Sevgi yalnızca duygudan oluşsaydı birbirini ölünceye dek sevmek için söz vermek gerekmezdi. Duygular gelip geçicidir. Eyleme yargı ve karar karışmamışsa duygunun ölünceye dek süreceğini nasıl bilebiliriz.
Düşüncenin hareketlerini gözlemek meditasyonun bir parçasıdır. Meditasyon, bir takım sözcüklerin sabah, öğle, akşam tekrarlanması değildir. Meditasyon yaşamın bir parçasıdır. Meditasyon düşünce ile sessizliğin i lişkisinin keşfidir; düşüncenin zamansızla olan ilişkisidir. Meditasyon, ölümün olduğu gibi, sevginin olduğu gibi yaşamınızın bir parçasıdır.