Kitabı konusu hakkında hiçbir fikrim olmadan okumaya başladım, bilseydim elime almazdım ve büyük bir kaybım olurdu diye düşünüyorum şimdi. Budizm felsefesine ilgim yoktur ilgimi çekmez derdim fakat arka kapakta yazarın söylediği şu söz: " Bu kitapta tüm dinlerde, insanların benimsediği tüm inanış biçimlerine ortak olan yanı tüm ulusal ayrılmları aşan, tüm ırkların, tüm bireylerin benimseyebileceği şeyi yakalamaya çalıştım." Bence çok yerinde olmuş.
Roman, Hindistan'da yaşayan saygın ve bilge insanların bulunduğu bir soydan gelen bir gencin gençliğine kadar ailesinin yolundan gitmesi ve bilgiyi sorgulamaya başlayarak yollara düşmesinin hikayesi. Huzuru bulmak için, içindeki Ben'i bulmak için çok farklı yollar deniyor -hepimiz gibi-. Ve bizim gibi dünyevi dertleri olan, paraya, aşka, zevke değer veren insanlara "Çocuk İnsanlar "diyor. Kimi zaman kendisi de elbette bu hatalara düşüyor böylece hikaye de gerçekliğini yitirmiyor. Bu da iradedir sonuçta.
Felsefeye ilgisi olsun olmasın herkesin keyif alacağı, siddhartha'nın bir sonraki hamlesi ne olacak acaba diye heyecanla merak uyandıran bir roman. Zira kendisi sürprizlerle dolu - spoiler - bir gün kendini meditasyonlarla tanrılara adayan bir dindar öbür gün kendini çöllere vurmuş bir çilekeş diğer gün aşk adamı olup çıkabiliyor dini unutup kumara şaraba düşüyor haliyle ne olacak bu adamın sonu diye bir heyecanla kendini okutuyor. Ama en yakın arkadaşı Gobinda da beni en az kendisi kadar şaşırttı. Başlarda arkadaşına sadakat gösterme konusunda çok kararlıyken sonra bırakıp kendini başka bir öğretiye adaması taktir edilesiydi.