Saçlarım berber yasinden Künyem mi? Künyem hanfendinin kendisinden. Her daim para beklerim bir yerden. Maçları baglamasa bahis baronları zengin olacaktım erkenden. Bilmem şarkıcı olur mu mankenden Ama manken olabilir fiyakalı bir serseriden. Serbest meslek erbabıyım ömürlük izindeyim. İspanyol paça pantolonla sivri burun çizme giymekteyim. Beni tanımanız için yakama bir karanfil takacağım. Söz size cenazemde bile fiyakalı olacağım
Müzik
*ÂB-I HAYAT - 4867* Büyükler buyurdular ki; Bir mümin size bir şey sorarsa, aradan kendinizi çekin. Bir menfaat aklınıza gelse, o cevap doğru dahi olsa sonu felaket olur. Hiç menfaat aklınıza gelmese yine Allahü tealanın rızası nerededir diye düşünerek aradan çekilip söylemek lazımdır. Bir yaşlı adam berbere gitmiş. Berber de o anda birisini tıraş ediyormuş. Berber; oğlum benim param yok, beni Allah rızası için tıraş eder misin demiş. Berber, tıraş etmekte olduğu adamı kaldırmış, hemen bu yaşlı adamı koltuğa oturtturmuş. Diğer adam, sıra bende idi, neden beni kaldırdın demiş. Berber, seni para için tıraş edecektim, bu dedeyi Allah rızası için tıraş edeceğim. Hiç Allah rızası parayla değiştirilir mi, demiş. Tıraştan sonra berber bir de yaşlı zata iki kese vererek, yaptığın duaya karşılık gelmez ama baba sen fakirsin, garipsin, lütfen bunları kabul et demiş. Bir ay sonra dede tekrar berbere gitmiş. Baba yine tıraş mı? Dede, yok, borcumu ödemeye geldim, demiş. Bunun üzerine berber; baba, ben onları sana Allah rızası için verdim, zaten ben alacağımı aldım, ben Rabbimin rızasını hiçbir şeyle değiştirmem demiş. *Huzur Pınarı* huzurpinari.com
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
MİLYONLUK EŞEKLER!
Lafı hiç eğip bükmeye, "çocuklar elinden geleni yaptı" diye masal anlatmaya gerek yok. Karşında kim var? Rakip sahada üst üste 6 pas yapmaktan aciz, futbol fukarası iki tane takım var. Bak, iki takım diyorum! Sen bu iki takıma karşı tam 200 dakika sahada kalıyorsun ve tek bir gol bile atamıyorsun. Rezalet! Çünkü sahada futbol oynayan bir Milli Takım yok. Ne var peki? Ben söyleyeyim: Berber dükkanından çıkmayan, saç kesimini futboldan daha çok önemseyen topçular var. YouTube yayınlarında geyik yapan, balkonda sigara sefası çeken bir ciddiyetsizlik, bir lakayıtlık var. Yani sahada her şey var, bir tek futbol aklı yok! Sen böyle bir laubalilikle, bu kadar vizyonsuz bir yönetimle ne bekliyordun ki? Sonuç son derece normal, son derece müstahak.Bu Milli Takım, hak ettiği gibi turnuvaya veda etti. Geçmiş olsun, şimdi gidin YouTube yayınınızı yapın! Montella hocam sen de “gerçek” hemşehrin Danilo’nun yanına avokadolu pizza yapmaya doğru ilerle. Peyami
S:129
Çocuklar... Benzi sarı, boynu bükük, saçları kırpılmış çocuklar... İkinci Dünya Savaşı yıllarında karneyle alınan çeyrek ekmekle (iki dilim kadar) yirmi dört saat idare etmek için yarı aç, yarı tok büyüme uğraşı veren çocuklar... Devamlı azarlanan, kafası hurafe bilgilerle doldurulan, yanlışında yönlendirilmeyen, doğru yaptığında cesaret-lendirilmeyen, sevgiden, şefkatten yoksun çocuklar... Aile bütçesine on beş yirmi kuruş katkıda bulunmak için yemenici, kunduracı, kalaycı, berber, terzi, bıçakçı dükkânlarına çırak verilen, biraz güçlü olanlarına amelelik yaptırılan çocuklar... Çaputtan bebesi, "kavluk"tan (keçi ve koyunların idrar torbası) topu, bilye alamadıkları için "kıstirik"le (çocukların kendilerinin çamurdan yaptıkları bilye) mil oynayan çocuklar... Ki onlar, günümüzün son kuşağı yaşlı insanlar... Benim de mensubu bulunduğum, çocukluğu 1930'lu, 1940'lı yıllarda geçen bu kuşak, yokluk ve sıkıntı yıllarında gösterdikleri tahammül ve uyguladıkları tasarrufla bugünkü nisbî refahın temelini atmıştır. Bir Şehrin Beş Hali Kadir Üredi
Berber meselesi
Bugün o son hatıran da üzerimden silindi. Uzun zamandır bir bahaneyle ertelediğim saçlarımı kestirdim. Son kez öptüm onları; gerçi saçlarımı değil, bir zamanlar içlerinde kalan ellerinin izini öptüm. Keşke kalabilseydin Nisera. Keşke yüreğin, sevgimin altında ezilmeyecek kadar büyük olsaydı. Belki o zaman ben de sadece seni değil, kendimi de senin kadar sevebilmeyi öğrenebilirdim.
Sana bir masal anlatayım mı baba ?
Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, develer tellal iken , pireler berber iken, ben nenemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken... uzak mı uzak diyarlarda bir yaramaz kız çocuğu yaşarmış. Annesinden nazik olmayı, abisinden savaşçı olmayı, babasından da olduğu haliyle ne kadar sevilmeye değer olduğunu öğrenirmiş. Başka babalar kız çocuklarına otur , sus , konuşma, sen kızsın yapamazsın derken onun babası onu hep yüreklendirirmiş. - şu en yüksekteki dala çıkabilir miyim baba? +çıkarsın kızım. Elini şuraya koy, ayağını şuraya. Tamam çık şimdi. Aferin benim kızım yapar. - baba sence burdan atlayabilir miyim? + atlarsın kızım, benim kızım her şeyi yapar. Kız durmadan konuşurmuş . Babası normalde konuşmayı hiç sevmeyen , asık suratlı bir adammış ama kızının her sorusuna cevap verir , onun söylediklerine gülermiş. -karıncalar nasıl su içiyor baba? +topraktaki nemden alıyorlar bir de yedikleri yaprakların içindeki su onlara yetiyor kızım. -baba kurbanın gözünü bana verir misin? +Ne yapacaksın gözünü kızım? - kesip içine bakıcam + tamam kızım. Bu tamamlar hiç de geçiştirme değilmiş. Baba tamam dediği her şeyi gerçekten yaparmış. Kız daha okula bile başlamadan hayvanların gözünü, kalbini , böbreğini, ciğerlerini incelemiş. Gezdikleri her yerde gördüğü her ağacın adını sormuş öğrenmiş. Babası göreve gittiği dağlardan envai çeşit kır çiçekleri toplarmış . Büyük bir buket annesi için, küçük bir buket kızı için... babası belgesel izlermiş, kitap okurmuş. Kızına da kitaplar alırmış. Tuhaf bir kız çocuğuna sahip olmak onu hiç rahatsız etmiyormuş. Süslenmeyi , elbiseler, etekler giymeyi, saçlarını upuzun uzatıp şekilden şekile sokmayı çok seven, narin tatlı bu kız çocuğu arka cebinde hep sapan taşırmış . Camları kırar, abisiyle mahalle maçına katılır, bisikletini bayır