Berber meselesi
Bugün o son hatıran da üzerimden silindi. Uzun zamandır bir bahaneyle ertelediğim saçlarımı kestirdim. Son kez öptüm onları; gerçi saçlarımı değil, bir zamanlar içlerinde kalan ellerinin izini öptüm. Keşke kalabilseydin Nisera. Keşke yüreğin, sevgimin altında ezilmeyecek kadar büyük olsaydı. Belki o zaman ben de sadece seni değil, kendimi de senin kadar sevebilmeyi öğrenebilirdim.
Sana bir masal anlatayım mı baba ?
Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, develer tellal iken , pireler berber iken, ben nenemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken... uzak mı uzak diyarlarda bir yaramaz kız çocuğu yaşarmış. Annesinden nazik olmayı, abisinden savaşçı olmayı, babasından da olduğu haliyle ne kadar sevilmeye değer olduğunu öğrenirmiş. Başka babalar kız çocuklarına otur , sus , konuşma, sen kızsın yapamazsın derken onun babası onu hep yüreklendirirmiş. - şu en yüksekteki dala çıkabilir miyim baba? +çıkarsın kızım. Elini şuraya koy, ayağını şuraya. Tamam çık şimdi. Aferin benim kızım yapar. - baba sence burdan atlayabilir miyim? + atlarsın kızım, benim kızım her şeyi yapar. Kız durmadan konuşurmuş . Babası normalde konuşmayı hiç sevmeyen , asık suratlı bir adammış ama kızının her sorusuna cevap verir , onun söylediklerine gülermiş. -karıncalar nasıl su içiyor baba? +topraktaki nemden alıyorlar bir de yedikleri yaprakların içindeki su onlara yetiyor kızım. -baba kurbanın gözünü bana verir misin? +Ne yapacaksın gözünü kızım? - kesip içine bakıcam + tamam kızım. Bu tamamlar hiç de geçiştirme değilmiş. Baba tamam dediği her şeyi gerçekten yaparmış. Kız daha okula bile başlamadan hayvanların gözünü, kalbini , böbreğini, ciğerlerini incelemiş. Gezdikleri her yerde gördüğü her ağacın adını sormuş öğrenmiş. Babası göreve gittiği dağlardan envai çeşit kır çiçekleri toplarmış . Büyük bir buket annesi için, küçük bir buket kızı için... babası belgesel izlermiş, kitap okurmuş. Kızına da kitaplar alırmış. Tuhaf bir kız çocuğuna sahip olmak onu hiç rahatsız etmiyormuş. Süslenmeyi , elbiseler, etekler giymeyi, saçlarını upuzun uzatıp şekilden şekile sokmayı çok seven, narin tatlı bu kız çocuğu arka cebinde hep sapan taşırmış . Camları kırar, abisiyle mahalle maçına katılır, bisikletini bayır
Reklam
Berber koltuğu fobisi diye bir şey var. Elde değil rahatsız oluyorum abi, bir adamın nefesini suratımda hissetmekten. Jilet onda, makas onda, cımbız mımbız tüm kozlar onda. 😊
Saçlarım berber Yasin'den
Künyem mi? Künyem, hanfendinin kendisinden Her daim para beklerim bi' yerden Maçları bağlamasa bahis baronları, zengin olacaktım erkenden. Bilmem şarkıcı olur mu mankenden ama manken olabilir fiyakalı bir serseriden. Serbest meslek erbabıyım, ömürlük izindeyim. İspanyol paça pantolon ve sivri burun çizme giymekteyim. Beni tanımanız için yakama bir karanfil takacağım. Söz size cenazemde bile FİYAKALI olacağım.
Orhan Veli ne demiş Sen ciğercinin kedisisin, ben sokak kedisi Berber olamayız.
Yıllar yıllar evvel iken; develer tellallıktan eyt ile emekli olamamış, pireler ise "bize berber değil kuaför" deyip diyerek ilk avrupai tarza meyletmiş iken benim başıma rahmetlik babaannemle bir konuşma gelmişti. Hani bu yaşlı teyzelerden çok sıkıntı çeken hanım kızlarımızın hep söylemek isteyipte hiç söyleyemedikleri ya da edeplerinden söylememeleri gereken sözü ben onlar adına söylemiştim. Şöyle ki; Kocası ve evladı vefatından sonra ağlamaktan bir gözünü kaybeden babaanneme: -Yaw babaanne dedem öleli olmuş 30 sene, hiç mi kocanı özlemedin seni de gömelim yanına demiştim. -Sen öl! demişti rahmetlik kızarak bana. Hadi şimdi buradan bir kaç ders çıkaralım da Funny olmanın raconu olsun. Hem komik hem ders, buyrun efendim: İnsanoğlu kaç yaşında olursa olsun ölümün yüzü hep soğuk gelir. Kimseler ölmek istemez. Çünsü kimse kendi akıbetini bilemez. Öyle ya kim cennete kavuşacağını bile bile ölümden korkar? Kim cehenneme gideceğini bile bile ölmek ister? Böyle yağni. İkinci ders ise şu olsun; Çingeneye silah vermişler gitmiş babasını vurmuş. Olum Funny dünyada teyze kıtlığı mı var, sen neden gidip bunu babaannene ve hele hele seni görünce rahmetlik kocasını hatırlatıp -adı adım olması da etken tabi- ağlayan bir kadına bunu diyebiliyorsun. Ağzın torba olsa da büzseler senin, ne güzel olur. Üçüncü olarak şunu da genel manada demek isterim: Bu insanlar artık belli başlı kalıplarla oturmuş insanlardır. Siz bunları değiştiremezsiniz. Çünsü onlar doğrularını bulmuş ve meseleyi kapatmış insanlardır. Hani onlar genelde "Çocuk gibilerdir" biz onları idare etmeliyiz. Ya da çocuk oyalar gibi güzellikle savmalıyız. Benim gibi değil tabi de. Öyle işte efendim, bugün de acayip bir dersin sonuna geldik. Devamını okuyun ve beğenmemeye devam edin. İbret mi? Hiç almayın. Yaşlı neneleri
Reklam
Reklam