Gençken insanların peşinde aptal gibi koşturup durursun. Sonra bir şey olur bir şey biter, vazgeçersin, kendini şehrin dinlendirici, teselli edici, şefkatli kollarına bırakırsın: Eski evler, ağaçlı sokaklar, yüksek tavanlı kahvehaneler, çay bahçeleri, parklar, eski berber dükkanları ve mavi doğramalı camekanlarında insanın alıp koynuna sokmak istediği ekmekleri sergilediği fırınlar…
Kahvehane; tekke, cami, kütüphane, mektep, kumarhane, berber dükkanı gibi mekanların işlevini üstlenebilmekte; ticaretin, eğlencenin ve "devlet sohbeti"nin yanı sıra erotizmin de mekanı olabilmektedir. Müstehcen Karagöz oyunları kahvehaneyi erotikleştiren faaliyetlerden biridir. Müşteriler ile çırakların ve bazen de köçeklerin arasındaki erotik yakınlaşmalar ise kahvehaneye dair pek çok anlatıda karşımıza çıkar. On altıncı yüzyılda, Portekizli tacir Pedro Teixeira, kahvehanelerin müşteri çekmek için güzel oğlanlar bulundurduklarını belirtir. On yedinci yüzyıl İstanbul'undan söz ederken George Sandys, kahvehanelerde güzel oğlanların "müşteri çekecek yem (stale) olarak" bulunduklarını yazar.
“Türkiye’ye ayak basan Batılı yabancıların daha ikinci günde heykelleri, büstleri ve resimleriyle tanıdığı Atatürk. Adını bilen, tanıyan yabancılar onun insanlara zorla kabul ettirilmiş bir diktatör olduğunu okullarında okumuş olsalar ve buna inansalar da, berber dükkanlarından, turizm acentalarına, taksi durak kulübelerinden, internet kafelere ve manikür-berber salonlarına kadar her yerde aynı adamın resimlerini asılı görünce bunun ancak kişisel istekle yaşatılabilecek bir efsane olabileceğini düşünmeye başlıyorlardı.”
Karımı sevdiğim halde, kimseye yaranamıyordum. Çünkü param yoktu. Çünkü geçmişimden utanıyordum. Çünkü geçmişimde Kamil Beyler, Fatma Hanımlar, Naciye Hanımlar vardı; babam vardı, berber çantası vardı. Yalnız bunlarla bitseydi gene iyiydi. Bütün bunları zenginlikle unutabilirim, zenginlikte unutturabilirdim. (...söyle evladım, diye teselli ederdi annem beni. Söyle de içine hicran olmasın. Hicran oldu anne.)
Her ne kadar usta ile çırak arasındaki ilişki erotikleştirilmiş bir iktidar ilişkisi olsa da oğlanlar, ustaları dışındaki erişkin erkeklerin de arzu nesnesi olan, güzellik ve çekiciliklerine methiye düzülen figürlerdi. Her biri bir şehrin güzel oğlanlarının şiirsel bir kataloğunu sunan şehrengiz türü bunun en iyi örneklerindendir. Özellikle hamam, berber, meyhane ve kahvehane gibi erotik yakınlaşmaların daha sık yaşandığı mekanlarda çalışan oğlanlar (sakiler, köçekler, tellaklar) ile öğrenciler, yeniçeriler ve zaman zaman da şehir oğlanları erotik ilginin odağı olarak sıklıkla anılırlardı. Bu rollerin, zaman zaman üst üste binebildiklerini; yeniçeri civeleği bir oğlanın tellaklık yapabildiğini, sakilerin aynı zamanda köçek oyunu oynadıklarını görürüz.