Önünü alamıyorum bu kör gidişlerin yollarda,
Herkes bir yere gidiyor önünü alamıyorum,
Çaresiz direniyorum bu dönüm noktalarında
kimse elini uzatmıyor.
Bir gürültülü yaşamağa gidiyor dünya
Boşalan bir deniz gibi.
Bu sesler ormanında kaybolan bir çağ bu.
Nereye gitsem hep apartmanlar çıkıyor önüme,
Alıp başımı duvarlara çarpıyor bu yollar.
Gidip gelmelerim bu dar sokaklarda,
İnsanların koşup dolduğu bu dar yapılarda,
Bir kısır döngüye girmek için bütün çabalar,
Biz bunun için mi geldik?
Kara ağaç gibi bağlıyım, katı bir çağ bu,
Her şey bir makine düzenine gidiyor.
-düzen diyorlar beni çağırıyorlar-
Irmak yatağına sığınıyorum sınırlı bir çağ bu.
Baktığımız her şeyde bir yalan kabuğu,
Bir mercek düzenine bağlanıyor gözlerimiz.
Şu zaman çıkmazında alıp beni bir altmış yaşa bağlıyorsunuz.
Doğmadan ölüme yöneldik, gerisi yok diyenler var.
Sınırlı yıl oyunlarına inanlar var,
Sizin güveniniz bir güneş düzeninde.
Ben mezarlıkların karanlık çağına dayanıyorum.