Niye ki bunca acı? Dünya imtihan yeriydi belli, bu da bir sınav, amenna. Bu kadar sert sınanmak için ortada çok büyük bir aşkın olması gerekti; Allah'ın kuluna aşkı. Ne kadar çok sevildiğini mi bilmek istiyordu? Ve ki bunca sert bir sınavı da ancak kulun Allah'a duyduğu aşk katlanılır kılabilirdi. Dünya cennet değildi evet; olsaydı, cennetin ne anlamı kalırdı?
Kışın ortasında açan umudun adı nergis
Ayazı yarıp gelen ince bir inat gibi
Toprak donmuş sanılırken
Bir çiçek var ki hâlâ baharı hatırlatır
Soğuğa rağmen boynunu eğmez
Sessizce öğretir beklemeyi
Çünkü bazı çiçekler
En çok kar varken inanır güneşe
Ve bir hilal gibi doğar aldırış etmeden geceye
Yeryüzünü beyaz bir örtü kaplarken
Masmavi denizlere selam söyler gibi açar nergis çiçeğim
Kışın en uzun yerinde güneşi hatırlatan
Baharı özleyenlere ısrarlı bir müjde gibi
Ne körfezdeki fırtınalara
Ne gökyüzündeki rüzgarlara
Ne de sahildeki dalgalara
Boyun eğmez her açışı bir umuttur zamana
En çok da üşüdüğümde tatlı tatlı salınır içime
Ben her kış biraz daha inanırım bahara
En çok kar varken inanırım güneşe
Ve ben ne zaman umutsuzluğa düşsem
Yeniden umutlanır yüreğim
Taze bir nergis çiçeği gördüğümde. 🌼🌼
Biz insanlar, sınırlarımızı bilmeden kendi aklımızı beğeniyoruz, öğrenmiyoruz, akıllanmıyoruz. Her şeyi anladığımız zaman da genellikle iş işten geçmiş oluyor.