Yine benim tespit ettiğim hususlardan bir tanesi de Japonya kaynaklı "Toplam Kalite Yönetimi" anlayışının bu ülkede yıllarca en iyi yönetim tarzı olarak sunulmaya çalışıldığıdır. Eğitimde, askeriyede ve başka alanlarda uygulanmaya çalışıldı. Toplam Kalite Yönetimi’nin “Kaizen” diye bir ilkesi var, sürekli gelişim anlamına gelir. Birileri bunu gelişimin, başarının en önemli buluşu gibi bayraklaştırıp sundu. Fakat önderimiz Peygamberimiz Efendimiz (sav) yüzyıllar önce, “İki günü birbirine eşit olan aldanmıştır.” diye buyurmuştu ve maalesef bundan haberi olmayanlar “Kaizen”i özgün bir buluş gibi değerlendiriyorlardı.
Yıl 1999, Londra'da geziniyorum. Bir kitapçıya uğradım, bir kitap gördüm. Baktım Metafor yazıyor üzerinde, aldım kitabı. Baştan sona okumaya çalıştım. Metaforun yani benzetmelerle yönetim sanatının ilişkisini anlatıyor. Yeni bir şeymiş gibi sunuyor dünyaya. Sanki yönetim alanı yeni bir kavram keşfetmiş gibi. Ülkemizde de maalesef böyle oldu. Metafor konusunu öğrenen akademisyenlerin bir kısmı -Batılılar yine yeni bir şey buldu da bize geldi gibi- sarıldılar kavrama. Üzüldüm ve içine düştüğümüz kompleksin acı gerçeğiyle bir daha yüzleştim. Çünkü biz metaforu yüzlerce yıl önce anlatmışız. Mazimizi bilmediğimiz için hâlimizi tespit etmekte zorlanıyoruz. Ebu Necip Sühreverdî'nin Yönetenlerin Yönetimi kitabı aklıma geldi hemen. Aldım, yan yana koyup karşılaştırdım. Sühreverdî yüzyıllar önce yöneticinin davranışlarını rüzgâra, yağmura, ateşe, toprağa benzeterek metaforu, yönetim sanatıyla birleştirirken bin yıl sonra birileri sanki metafor yeni ortaya çıkmış gibi Batılılardan alıp hararetle anlatabiliyor. Maziyi bilmediği için hâlini o günle değerlendirip geride kalabiliyor.