Âfâk bütün hande, cihan başka cihandır;
Bayram ne kadar hoş, ne şetâretli zamandır!
Bayramda güler çehre-i mâ’sûm-i sabâvet,
Ümmîd çocuk sûret-i safında iyandır.
Her cebhede bir nûr-i mücerred lemeânda;
Her dîdede bir rûh demâdem cevelândır.
Âlâm-ı hayâtın iki kat büktüğü ecsâd
Feyzindeki te’sîr ile âsûde revandır.
Hüzün yağmurları yağıyor bu akşam yine
Ay karanlık, içimse sarıp sarmalanmış yine
Zor yakınlık ya da yorgun uzaklık
Kül gönül cihanı; olmuş harabe,ruhun duvarı.
Yaşamak bir heves kadar içimde
Heves,beslediğim ümitte ömrümce.
Heves..heves kaldı mı?..sönüyor kafesim de
Artık gidiyor ruhum; perçeminde, sürgününde...
Yolum yolların siretinde
Düşlerim, düşlerim bağlı mizgininde.
Yönüm bu yolun neresinde?..
Biçare, gönül mesken-i hüzün gizimde...
~Ebrar Yalçın
Sıkınca ruhumu ba’zen metâlibiyle hayât,
Olur yegâne mesîrem mahalle-i emvât.
(Hayat, bazen bitmek bilmeyen istekleriyle ruhumu sıkıştırdığında;
Ölülerin bulunduğu bu mahalle 'mezarlık' , benim tek gezinti yerim olur.)