"Sabahleyin uyanıp da, güzel güneşi bütün parlaklığı ile görünce "bugün onu göreceğim!" diye haykırıyorum. "Bugün onu göreceğim!" Artık o gün için başka bir dileğim yoktur. Her şey bu ümidin içinde eriyip gider."
"Ansızın eli elime değse, masanın altında ayaklarımız birbirine dokunsa, bütün damarlarımdaki kan coşuyor. Ateşe dokunmuş gibi geri çekiliyorum. Gizli bir güç yine beni ileri itiyor. Başım dönüyor, bütün duygularım alt üst oluyor. Ah mahsumluğu, ruhunun temizliği yüzünden, bu ufak tefek samimi davranışların beni ne kadar üzdüğünü anlamıyor. Konuşurken elini elimin üstüne koyması, güzel soluğu soluğuma karışırcasına bana yaklaşması. Bunlar bana kendimi unutturuyor, üstüme şimşek çakmış gibi oluyorum. Ama, Wilhelm! Bu saflığa, bu güvene karşı hiç yüzsüzlük eder miyim? Beni anlıyorsun. Hayır, benim kalbim o kadar bozuk değil. Ama zayıf! Yeteri kadar zayıf! Bu da bir bozukluk değil mi? O, benim için mukaddestir. Onun karşısında kötü niyetler susar. Onun yanında olduğum zaman bana ne oluyor, bilmem. Sanki ruhum kabına sığmıyor, taşıyor..."
"Bense, Lotte'nin gözlerini arıyordum. o gözler başkalarının üstünde dolaşıyordu, beni hiç görmüyordu. Ben sadece onlarla meşgul olduğum halde, onlar bana dönüp bakmıyordu. Kalbim onlara, binlerce kere allahaısmarladık diyordu. Lotte bana bakmadı. Araba çekip gitti. Gözlerim yaşardı. Arkasından bakıyordum."