Gerçek bir sol partinin iktidar olmak, kendi projelerini hayata geçirmek için arayıp da bulamadığı tüm şartlar var Türkiye'de...
Ama "sol" yok...
Murat Belge'nin söylediği gibi, sadece "iki sağ" var. Birincisi Osmanlı sağı, diğeri Kemalist sağ...
Ali Şükrü Bey, Trabzon milletvekiliydi. Bahriye Mektebi'ni bitirmişti. Erkanıharp subayıydı. Son Osmanlı Mebusan Meclisine Trabzon'dan seçilmişti. Asker olmasına rağmen İttihat ve Terakki karşıtıydı. Osmanlı Mebusan Meclisi kaptılınca Ankara'ya gitti. Milli Mücadeleye katıldı. Üzerinde ısrarla durduğu konular, Islahat Fermanı'nda yazılanlardan farklı değildi. Kişi tahakkümüne karşıydı. Meclis üstünlüğünü savunuyordu. Misakı Milli'nin delinmesine muhalefet ediyordu. Mustafa Kemal ile sert tartışmalara girdi. Ali Şükrü Bey, muhalefetinin cezasını ağır ödedi. 27 Mart 1923 tarihinde Çankaya Muhafız Alayı Komutanı Topal Osman Ağa tarafından öldürüldü. Sonra Topal Osman da vuruldu. Olay aydınlatılamadı.
Yargıtay başkanı Sami Selçuk, adlı yılı açarken yaptığı tarihsel konuşmasında, Türkiye'deki "laiklik" uygulamasına teşhisi şöyle koyuyordu: "Türkiye Cumhuriyeti, egemenliklerini kaynağı açısından laik, devlet örgütlenmesi açısından teokratik, dini yönlendirme açısından laikçi bir devlettir. Türkiye Cumhuriyeti'nde Halifelik kaldırılmıştır. Şer'iye ve Evkaf Vekaleti ise görünüşte kaldırılmış, aslında Diyanet İşleri Başkanlığı adıyla bir bakana bağlanarak devlet örgütü içine alınmıştır. Örgütün dini İslam, mezhebi Sünni'dir. Devlet, bu din ve mezhebin okullarını açmıştır. Örgüt ve okulların finansmanı devlete aittir. Resmi okullarda din dersi zorunludur. ...din ve mezhebin okullarını açan, finansmanını sağlayan bir devletin dini ve mezhebi vardır; bir dini ve mezhebi kayırmıştır. Böyle bir devlet teokratiktir. Dini denetlediği için de, laik değil, laikçidir."
Buranın tarihinde sorunları, özgürlükleri yeryüzü standartlarına getirerek aşmak diye bir şey yok. Burası, sorunları çözmek için özgürlükleri boğmaya alışmış. Zaten onun için soluk alamıyor.