Peki neden Türkiye "ahlak" üretemiyor?
Bu soruya cevap verebilmek için "ahlakı neyin oluşturduğuna" bakmak gerekiyor. Ahlakın birinci temel bacağını ekonomik üretim oluşturuyor. Çünkü üretmeyen insanın"ahlaklı" olması mümkün değil. Üretim insanları ahlaklı olmaya zorlayan bir güvenlik zinciri.
Türkiye ise üretmiyor.
Ahlak konusu, Spinoza'dan Kant'a, Nietzsche'den Sartre'a kadar bütün felsefecilerin ilgisini çekmiş. Ama bizim toplumumuzda çok yoğun bir felsefe sefaleti yaşandığı için, biz bu tartışmaların dışında kalmışız.
Özellikle 31 Mart Olayı'nı bastirdiktan sonra payitahttaki iktidarını iyice pekiştiren İttihat ve Terakki, Sureyya Bedirhan sözleriyle, parlamentoculuk maskesi altında bir oligarşi kurmuş, ortaya koydukları otoriter yönetim anlayışı ve kurdukları tahakküm ile sultanı dahi geçmiştir. İTC yönetimdeki pozisyonunu iyice güçlendirdikten birkaç ay sonra Kürt örgütlerini yasakladığı gibi okulunu da kapatmıştır. Bozarslan da İTC'nin 1908 ile 1913 yılları arasındaki dönemde gittikçe radikelleştiğini, kendisini devletin ruhu olarak görmeye başladığını ve zamanla daha da kapsayıcı hale gelen Türk milliyetçiliğini savunan bir yapı haline geldiğini öne sürmektedir.