Sonra, söylemek istediği şeyi söylemesi için sıkıştırdı onu; çünkü ne onun, ne de başka bir erkeğin, sabahın üçünde, üstelik onu görmeyeli bunca zaman olmuşken salt porto şarabı içip köy ekmeğiyle turşu yemek için onu yatağından kaldırmayacağını biliyordu. "İnsan bunu ancak, birlikte ağlayabileceği birini bulmak için yapar," dedi.
Kocasına ait her şey hıçkırıklara boğuyordu onu: ponponlu terlikleri, yastığın altındaki pijaması, yarımay biçimindeki tuvalet masasının onsuz boşluğu, onun, tenine sinen kokusu. Belli belirsiz bir düşünce ürpertti onu: "İnsanın sevdikleri, tüm eşyalarıyla birlikte ölmeli."