tanrı’nın eli değil midir, ruhlarımızı henüz biz doğmadan önce yakınlaştıran, günler ve geceler boyunca bizi birbirimize mecbur kılan ? insanın hayatı ana rahminde başlamaz, o nedenle mezarda da sona ermeyecektir. sevenler ve sezgisel tüm ruhlar, ay ışığı ve yıldızlarla kaplı bu semayı bırakıp gitmez.
güzelliğin dilini sadece ruhlarımız anlayabilir, sadece onlar güzellikle yaşar ve büyür. güzellik, aklımızı karıştırır, hiçbir kelime onu tanımlamaya yetmez. o, gören ve görünen arasındaki, gözle görülmeyen bir duygudur. tıpkı toprağın derinliklerinden bir çiçeğe rengini ve kokusunu veren hayat gibi hakiki güzellik de ışığını kutsalın da kutsalından alır ve tüm bedene yayar.
‘ıstıraptan belin büküldüğünde, dünyanın üzerine ebedi bir gece çöksün istediğinde, yağmurun ardından ışıldayan yeşilliği düşün, düşün bir çocuğun uykudan uyanışını.’