İnsanoğlu sık sık tanrılarının alaşağı edilişini ve mihraplarının yıkılışını görmek talihsizliğine uğramıştır. Oysa gelip insanın ayağının dibine sokulan kurt ya da yabani köpek böyle bir talihsizliği asla yaşamaz. İnsanların tanrıları görülmez, yalnızca abartılı bir biçimde tahmin edilir; düş gücünün gerçekliğe bürünmekten kaçan buhar ve sisleridir onlar, arzulanan iyilik ve güçlere sahip hayaletlerdir ya da benliğin ruhlar alemindeki elle tutulmayan uzantıları. Oysa insanların ateşine yanaşan kurt ya da yabani köpek, tanrılarını kanlı canlı karşısında bulur, onlara dokunabilir; bu tanrılar dünyada bir yer işgal eder, var olmak ve hedeflerini gerçekleştirmek için zamana ihtiyaç duyarlar. Böyle bir tanrıya inanmak için hiç inanç çabası gerekmez; böyle bir tanrıya olan inancı yok etmek içinse ne kadar irade çabası verilse yetmez. Ondan kaçış yoktur. Orada öylece durur o, arka ayaklarının üstünde; müthiş güçlü, tutkulu, öfkeli ve sevgi doludur; tanrı, gizem ve kudret bir aradadır onda, üstelik bunlar etten bir örtüye bürünmüştür; tıpkı diğer etler gibi yırtılınca kanayan ve tadı güzel olan bir örtüye.