yapışık dudaklar
yırtılmaya mahkum soluk bir haykırış
suskunluğuma çare arayan dostane ruhları
görüyorum, ürkek gece yarısı
kanlanan gözüm, sisli damarlar
gezinen alyuvarlar
anne, ben yaşıyor muyum?
beti benzi atmış bir oğlun
hayırsız evlat misali kabusun
fütursuzca yaşarım babamın yirmi iki kalibreliği ile
bir nebze
sana bana
verdiği merhametle
özümün
varlığımdan öncesi sonrası
konfüzyonumsu teoriler
septik fikirler
kurcalıyor melun aklımı
keskin bir bıçak
anne
kapıyı aç
kopuk başımı al ve yak
Ama gerçekten insanlığı düşünüyorsanız, bu yan çizmelerinizde hedeflediğiniz insanlıksa, o zaman karşınıza çok büyük bir itiraz dikilecek…zira -yeter ki adil bir ruha sahip olun- bugünkü toplumda bilimin yalnızca bir lüks konusu olduğunu, bazı zevatın yaşamını daha hoş kılmaya yaradığını ve insanlığın hemen tamamı için kesinlikle erişilmez olarak kaldığını fark edeceksiniz.
Gerçek özgürlüğün efendilere ve kölelere bölünmüş bugünkü toplumda var olamayacağı gün gibi aşikar; sömürücüler ve köleler, yönetenler ve yönetilenler olduğu sürece de var olmayacaktır.