Çünkü bir insan için en büyük yaratıcı ifade şekli zorluklar karşısında bir şey yaratabilme becerisidir ve zorluk ne kadar büyük olursa fırsat da o kadar büyük olur.
İlk karşılaştığımız zaman nasıl göründüğümüz, nasıl bir yüz ifadesine sahip olduğumuz ve nasıl konuştuğumuz, ne konuştuğumuzdan daha önemli olmaktadır.
Tanıdığım biri, daha önce duymadığım yöresel bir gelenekten söz etti. O yöredeki geleneğe göre, kız istemeye ·gidilince, kızın kahveye koyduğu şeker miktarına göre, isteyen kişiye gönlünün olup olmadığı anlaşılırmış. Doğrudan konuşma olanağı vermeyen kültür, kıza, başka bir kanaldan kendini ifade olanağını böylece sağlamış oluyor. Yine ilişkilerden söz ederek şunu söyleyebiliriz: Damak zevki uyan çiftlerin evliliği, diğer koşullar eşit varsayılırsa, damak zevki uymayan çiftlerden daha güçlüdür; zevkleri uyan çiftler birbirine daha yakındır. Damak zevkiyle duygular arasında güçlü bağlantılar vardır. Hoşlandığımız bir yiyecek bizde olumlu duygular uyandırır. Sevdiğimiz yiyecekleri hazırlayanları severiz; kendimize değer verildiğini düşünürüz. İtici bulduğumuz yiyecekleri önümüze koyanları sevmeyiz.
Koku merkezleri iç beyindedir ve beyin kabuğunun denetiminden uzaktadır; bu nedenle kokular duygusal yaşamımızı doğrudan ve kuvvetle etkiler; bu etki olumlu da olabilir olumsuz da. Kokunun olumsuz etkisini düşünceyle gidermek çok zordur.