Zeminlerin ortaklığı algılamaların benzerliğine yol açacağı için, benzer zeminlere sahip insanlar, birbirlerini daha kolay anlayacaklardır. İki insan birbiriyle iletişim içindeyken, birbirlerinin dediklerini, zeminlerinin benzerliği oranında algılayıp anlamlandırabilir. Dolayısıyla, zeminleri benzemeyen kişiler birbirlerini tam olarak anlama olanağına sahip değildir.
Algılamaları farklı olan kişiler, esasında dünyalarının aynı olmadığının farkında değillerse, kendilerini iletişim içinde sanırlar ama, gerçekte iletişim içinde değildirler.
Kültürden gelen zeminler, biz farkına varmadan algılamalarımızı belirler. Kültürden gelen zeminlerin algılamalarımızı belirleme sürecinin bilincinde değilsek, birer kültür robotu olarak yaşarız. Kültür robotu olmaktan insanı kurtaran tek şey, kültüründen gelen zeminlerin farkına varabilmesidir.
'Kalıplanmış', 'inatçı', 'dediğim dedik, öttürdüğüm düdük'
tavırlı, birbirine 'saygısız' kişiler, ilişkilerinde karşısındakinin
farklı algılamasına izin vermez. Böyle kimselerin inat etmeleri ve
birbirlerini dinlememelerinden dolayı, hem kendileri hem ilişkileri gelişemez.