Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzün- tüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı. Dünyaya olan kayıtsızlıkları ba- zan o kerteye varıyordu ki, kendilerine altın ve gümüşten, zevk ve safadan, lezzet ve şehvetten bir âlem kurup, keder ve ızdırap fikirlerinin kafalarına girmesine izin vermi- yorlardı.
İnsanlar asıl sorunun sevilmenin değil de sevmenin zorluğu olduğunu; insanın ancak sevebilirse, sevme yeterliliği başka bir insanda sevgi uyandırırsa sevileceğini; sahte olmayan bir sevme yeterliliğinin çok güç elde edilen bir kazanç olduğunu bilmiyorlar.
Tüm insanlar idealisttir ve fiziksel doyumun ötesindeki şeyler için mücadele verir. İnsanlar inandıkları ideallerin türü açısından birbirinden ayrılır. İnsan aklına ait en iyi, ama aynı zamanda en şeytanca emareler onun bedeninin değil; idealizminin ruhunun yansımalarıdır.