Öyle bir roman kurgulamış ki yazar kitabın ilk sayfasından son sayfasına kadar okumuyor adeta yaşıyorsunuz ve kitap bittiğinde sanki sevdiklerinizden ayrılmış gibi üzülüyor ve aynı zamanda da güçleniyorsunuz. Evet güçleniyorsunuz. Belki de bu yüzden okuduktan yıllar sonra bile yeri benim için apayrıdır.
Romanımızın konusu 1970’lerin o samimi, sımsıcak, temiz insanlarla dolu İzmir’iyle, 2009 İstanbul’u arasında geçiyor. Hikayeyle birlikte adeta sizde zamanda yolculuk yapıyor 1970'lerin Kemeraltısın'da dolaşıyor, Tarihi asansörün merdivenlerinden iniyorsunuz. Melikeyi öyle çok sevdim ki. Fuatı…. Dermanı… Nergisi… Cananı… Sunayı… Luciayı… Unutkanın radyo programlarını… her karakter apayrı yer etti aklımda, gönlümde. Kah onlarla üzüldüm kah onlarla sevindim. Kısacası Yazar bu kitabıyla gönlüme dokundu sanki. Sanki o an ihtiyacım olan eli uzattı bana. Unutamamaktan, Unutmamaktan şikayetçi olan bana hatırlamanın tutsaklık olduğunu “unutabileceğimi” özgürleşebileceğimi umut edebileceğimi gösterdi. kesinlikle okunması gereken, herkesin kütüphanesinde bulunması gereken bir başyapıt. Kitabı bitirdikten sonra Kan Ağaçları yani Zakkum Ağaçları artık sadece birer ağaç olmayacak sizin için.
Bu kitabı okuduktan sonra Kan Ağacımın dalları üzerindeki harika çiçeği uzaktan sevmeye söz vermiştim, tutamadım sözümü, hırslarımı dizginleyemedim. Çiçeği dalından kopardım...
Ve işte şimdi öncelikle kendim için ve sonrada hepimiz için "Daldaki çiçeği karşıdan sevmeye katlanabilmeyi, hırslarımızı dizginleyebilecek gücü bulabilmeyi ve tutsaklıklarımızdan kurtularak aklımızın ve kalbimizin kapılarını açabilmeyi "diliyorum. Jale DemirdöğenKan Ağacı
Her zaman ki gibi bu kitabı da severek okudum.
“Mutsuz Çocukların Tanrısı” diğer kitaplarından biraz daha farklı geldi bana. Biraz depresif bir kitaptı ama yine de sonuna kadar merakla okumaya devam ettim. Her zaman olduğu gibi yine başarılı bir kurgu ve ilgi çekici karakterler var kitabımızda. Kitabın konusuyla ilgili herhangi bir şey yazmaya başlarsam tamamını anlatmış olacağımdan konuya pek girmek istemiyorum.
İlk bölümü açıkçası çok zor okudum, Çünkü Berat’ın depresif kişiliğini daha tanımamıştım bu yüzden kitap bittiğinde anlamadan okuduğumu düşünüp ilk bölümü tekrar okudum. Ama devamında altını çizecek kadar çok beğendiğim yerler oldu ve toplamda bakarsak keyifle okuduğum bir kitaptı diyebilirim. Fakat şunu belirtmeliyim ki, yazarın ilk okuduğum kitabı “Kan Ağacı” değil de bu olsaydı diğer kitapları okumaya niyetlenmezdim. Kötü değildi ama bir “Kan ağacı” yada “Hayal” de değildi benim için. Ama herşeye rağmen yıllardır alamadığım bir kararı almamı sağladığı için bende farklı da bir yeri olacak “Mutsuz Çocukların Tanrısı”nın. Mutsuz Çocukların TanrısıJale Demirdöğen