Mutsuz Çocukların Tanrısı

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.185
Gösterim
Adı:
Mutsuz Çocukların Tanrısı
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
293
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055395919
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nemesis Kitap
Ben mutsuz çocukları görür görmez tanımayı, mutlu çocukları kıskana kıskana öğrendim. İyi babaları ise kötüsüyle yaşaya yaşaya...

Kötü babaların sesleri ateşe hazırlanan silahlar gibidir. Mermiyi silahın yuvasına gönderir gibi öksürürler önce. Şarjörü çevirir gibi tükürürler balgamı yere. Sonra ayak seslerini duyarsın. Ölmeden önce duyduğun son ses onun ağzından dökülen adındır: "Berat!"

Silah patlamıştır. Ölmemişsen, uzunca bir ay yürüyüşüne çıkmışsın ve evde yoksun demektir.

Yeryüzünü reddediyorum, evet! Yeryüzü mutsuz çocuklarla dolu ve ben onların aydaki tanrısıyım!

Bir gün herkes yarım kalan işini bitirecek ve aya her baktığında beni hatırlayacak dünya!

(Tanıtım Bülteninden)
293 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10 puan
Spoiler vermeden incelememi nasıl yaparım, bunun üzerine ince ince düşündüm...

Gözlerim nemli hala. Ara sıra bulanıklaşıyor yazılar...

Offffffff, derin bir nefes çektiriyor işte böyle kitaplar... Kütüphanemde okunmayı bekleyen 20-25 tane kitap arasından yaklaşık 1 saat gibi bir sürede seçtim bu kitabı... Nerden geldiğini inanın ki bilmiyorum... Başta popüler kültürün bir özenisi sandım... Saat geç oluyordu ve dedim, yeter artık al birini oku işte...

İlk sayfalar riske girilmemiş kısa cümleler, gayet duru ve hazmı kolay TDK sözcükleri... Kurgu, örgü, teknik ve en önemlisi hikaye yavaş yavaş ilgimi çekti... Naçiz' Hane ömrümde bu tip hikayeyle iki kere karşılaştım... Samimi iki arkadaşımın itiraflarını dinlerken her zamanki donuk ve soğuk kanlı tavrımı takınmayı, onların kendi hikâyelerini daha rahat anlatmalarına yol açacağını bilsem de bir süre sonra sağ elimin tırnakları sol kolumun triseps bölgesine geçtiğini fark etmiştim... Evet ismi geçen Berat sadece ülkemizde değil tüm dünyada var olduğunu ve çoğunu aramızda, sağda solda belki bize çay getiren garsonun, ekmek aldığımız fırıncının, akademisyen hocalarımızın olduğunu düşündükçe sanırım tecrübe diye adlettiğimiz insanlar arası mesafelerimizin neticesi olduğunu düşündükçe...

Ağır romanlar size tatlı bir hüzün verir. Duygulanırsınız, ağlarsınız; ağlarken güldürür ara sıra, öfkelendirir sizi hayat gibi, sevindirir bazen...
Ve her satır başlarında doğan çocukları gördükçe aslında yeni bir ölümün de doğduğunu bilirsiniz... Doğuma sevinen insanın çelişkisi size yaşamın cilvesini hatırlatır...

MUTSUZ ÇOCUKLARIN TANRISI...

Umarım size kitabın konusunu hissettirmeden yaşadığım duygu durumunu aktarabildim. Merak, kitabın kurgusunun merkezine yerleştirilmiş ve incelemeyle de bu merakınızı kamçıladıysam ne mutlu bana...

İyi okumalar...
293 syf.
·Puan vermedi
Geldin ve hiç umurumda olmayan adını söyledin.O sıkıcı adını belleğimde taşımak isteyip istemediğimi sormadın bile. Sıkmam için uzattığın elin birkaç saniye boşlukta asılı kaldı ve dizlerinin yanına düştü. Yer göstermediğim halde karşıma geçip oturdun.Birkez bile sana doğru bakmamama rağmen gözlerini üzerime diktin.Kendi kendine konuşarak komik duruma düştün,güldüm fakat duymadın çünkü bn içimden gülerim insanlar güldüğümüde ağladığımı fark edemezler. Çoğu insan,gülerken gördüğü birinin o an içinden ağlıyor olabileceğine veya yüzü asıkken gördüğü birinin o an içinden gülüyor olabileceğine ihtimal vermezler.Onlardandın. Sorulası soruların vardı;sordun ve bekledin.Cevaplarımı veresiye edinmediğimi, onlar için çok çalıştığımı bilmiyordun ve bu yüzden neden cevapsız kaldığını anlamadın. Umudun bile sahteleştirelebildiğini, istediğin cevapları alamadığın an gittiğinde öğrendim. Ertesi gün yine geldin. Bu kez sana bir kereliğine baktım ve gözlerinde umudun sınırları gördüm.Günlüktü.Gece seninle birlikte uyumuş tazelenmiş fakat büyümemişti.Dolayısıyla,benimle ilgili içinde büyüyen birşey olduğunu hissetiğin zaman onu umutla kaıştıracaksın ve ben o zaman da güleceğim. Büyüdüğünü gördüğün şeyin,merakından başka birşey olmadığını fark edecek;kendine acıyacak,hırçınlaşacak, isyan edecek ve hadsizleşeceksin. Bunun için biraz daha zaman var. Yani henüz katlanılabilir birisin;tadını çıkar. Yalnızca bilinen ve acıklı kısmını anlattıkları hikayem gibi, katlanamadıklarıma neler yaptığımıda anlatmışlardır sana. İnsan kendi acıklı hikayesine katlanıyor; o birşey değil. Katlanılması zor olan onu dinlemek için bekleyen aç bir ordunun varlığıdır her zaman.
293 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10 puan
“Çünkü hikayesinin değil, onun kahramanıydım ve Servet gibiler her yerdeydiler. Kimimizin içinde yaşıyorlardı, kimimizin hayatlarında. Kimimiz onlarla karşılaşmadan gidiyorduk dünyadan, kimimizse esirleri olmadan gidemiyorduk. Kimimiz, hayatımızda olmadıkları halde içimizden çıkarıp da karşılaşıyorduk onlarla, kimimiz ömrümüzce dilimizin altında biriktiriyorduk tükürüğümüzü; hayattayken değil, öldükten sonra tükürebilmek için suratlarına.”

Kitabı hâlâ sindiremiyorum. Arya, Gülce, Aras, Nur hepsine kırgınım. Servetten ise nefret ediyorum. Bilinmeyen saklı kalan, unutulan, bir yerlerde ensest dokunuşla doğurdukları tramvatik hayatlar içindeki çocuklar olduğunu düşündükçe parçalanıyorum. Ve son olarak gökyüzüne, aya her bakışımda Berât ve onun gibi milyonlarca çocuğun hayatlarının nasıl mahvolduğunu hatırlayacağım ve kahrolacağım.
293 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10 puan
~Kitaplar nefesiniz olsun~

Merhaba,
Etkileyici, sürükleyici, merak uyandırıcı, öğretici, şaşırtıcı, korkutucu, tiksindirici ve mütiş bir final. Eyer okursanız finalde manik depresif hissedeceksiniz kendinizi sevineceksiniz, üzüleceksiniz ve ağlarken birde bakmışsınız gülüyorsunuz ya da tam tersi. Size kalmış.

Konu olarak gerçek hayat, gerçek kötülük, kötülükler, güzel arkadaşlıklar, aile, aile içi istismar, şiddet, yalan, dolan ne varsa ve bu kötülüklerin tümüne karşı kendi hayatını kurgulanyan bir Berat;

Ve Berat'ın ay kuralları:

1- Kimseye yardım etme ve kimseden yardım isteme.
2- Yalan söyleme.
3- Sus.
4- Senden çok kendini incittiğin farkında olmayanları bağışla.
5- Kaderini ancak senin belirleyeceğiniz unutma.
6- Nefret ettiğin birini unutamıyorsan, onu sevdiğin gerçeğini hatırla.
7- Adil ol ve eşit dağıt.
8- Vicdanının sesini dinle.
9- Her ne yapacaksan, buna değip değmeyeceğini onu yapmadan önce hesapla.
10- Bu kural genel değil. Kendine ait. Sen koyuyorsun.

Bu kuralları karakterlere ezberletiyor adeta çok iyi bir kurguyla. Zaman zaman yazar tekrara düşmüş gibi geliyor ama gerekli tekrarlar.

Merak edilecek bir kitap tavsiye ederim.

Bütün kitaplar güzeldir. "Bu bir tık daha güzel" İyi okumalar.
293 syf.
·8/10 puan
Bir arkadaşımın önerisiyle okuduğum, ve asla unutamadığım kitap. Çünkü karakterler o kadar gerçek, o kadar bizden ki. Tanıyorum hepsini.
Ne söylesem, nereden başlasam az gelir. O yüzden kitabın içeriği, konusu hakkında çok fazla bir şey söylemeden bana hissettirdiklerinden bahsetmek istiyorum.
Bu kitap toplumdaki bütün pisliklerini, değinilmeyen, kaçınılan konuları gün yüzüne çıkarıyor sanki. Konu olarak çevremizde çoğunlukla şahit olduğumuz, arkadaşlık ilişkileri, aile içi istismar, şiddet, kötülükler, ölüm her şey işlenmiş. Tüm gerçekliğiyle. O kadar çok işliyor ki insanın içine bir pişmanlık duygusu hissediyorsunuz. Ben kaçına göz yumdum, kimlerin yardımını duymadım, yetişemedim diye.
Hikaye öyle güzel kurgulanmış, öyle gerçekçi kurgulanmış ki gerçek bir hikaye deseler şaşırmam. Yazarla da bu kitapla tanıştım. Akıcı dili, değindiği konular o kadar hoşuma gitti ki. Çok sevdim.
Kitabın sonunda ağladığımı fark ettim. Sonra sevindim. Gülümsedim. Daha sonra pişman oldum, üzüldüm. Yardımına yetişemediklerime, bu zamana kadar farkında olamadıklarıma...
293 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Uzun zaman önce okudugum ve hala aklıma geldikçe hüzünlendigim,öfkelendigim ve kahramanını özlediğim bir kitap. Evet özledim ! Ben Ana karakter olan ve aslında çok yakın arkadaşım Berat ı çok özledim. Berat oyle gercek ki tıpkı Servet gibi, Serveti hepiniz tanıyorsunuz. Ve bir daha yok sayamiyorsunuz Beratı. Bence bu roman digerlerinden bir tık daha gerçek.
Gerçek bir olaydan esinlenildigi söylense sasirmam.
Bu kitap, toplumun halı altina kaldırılmış pisliğini gün yüzüne çıkarıyor ve herkesin yüzüne Berat yoluyla tükürüyor!
" Gülümserken yüzlerinin yarısını kullanan insanların yüzlerinin diğer yarısı bir baska hikaye fısıldar ve o hikaye anlatıldığı kadar masum değildir."
293 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Türk edebiyatı çok usta bir kalemşor kazandı.
Kadim yazarlar arasına adını yazdıracak kadar güçlü bir kalem.
Jale Demirdöğen'den bahsediyorum.
Baudelaire'nin 'Istırabımı görmeyen körün yüzüne tükürmek istiyorum' sözündeki sarsıcılığı hissettiren şiirleriyle tanıdım Jale'yi.
İsmet Özel'in 'Kanla Kirlenmiş Evrak'ını okurken hissettiğim hayranlığı yaşadım dizelerinde.
Jale her yeni şiiriyle hayranlığımı artırırken, bir adım ileri giderek yazarlığa soyundu.
Ve ne de güzel yaptı.
Adım attığı bu yeni mecrada romanlar arka arkaya geldi.
'Kan Ağacı', 'Leyl', 'Hayal', 'Normal', 'Mutsuz Çocukların Tanrısı'nı, 'O İyi mi' izledi.
Hani bazı yazarlar vardır, yeni bir eser yazmasını dört gözle bekler, eser ortaya çıktığında da özlemle bekleşen sevgililer gibi kavuşursunuz.
Jale'nin her biten romanı, 'bir an önce yenisi gelse' lezzetini damakta bırakan cinsten.
Nasıl ki Yaşar Kemal doğa betimlemeleriyle edebiyatın mihenk taşlarından biri sayılıyorsa, Jale Demirdöğen de Dostoyevski ya da Ahmet Hamdi Tanpınar ustalığıyla, insan ruhunun derinliklerini kusursuz aktarıyor.
Öyle elinize alıp bir çırpıda okunası romanlardan değil Jale'ninkiler.
Her cümlesi üzerinde oturup kafa yormalısınız.
'Bir hikaye bu kadar güçlü nasıl anlatılabilir' şaşkınlığınız her cümlede artarken, hemen ardından öyle bir cümle dizisi çıkar ki karşınıza, yazarın ustalığı karşısında nutkunuz tutulur.
Sayfalar ilerledikçe, gergefe işlenen nakış gibi cümleleri içselleştirmenin hazzı gitgide katlanır.
İçten içe saygı duyarsınız bu cümlelerin yazarına.
Her birinin üzerinde ne kadar düşünüldüğünü, nasıl emek verildiğini hissedersiniz.
Her cümlede şiir lezzetini yaşamak da bonusu.
İnsanı anlatmaya bu kadar hakim bir kalemin, bunu bir de edebi dille ifade etme ustalığı çok az rastlanan bir lütuf.
Eminim bu yazıdan sonra tanımayanlar da eserleriyle tanışacak ve bu sözlerin hakkını teslim edecektir.
293 syf.
·Puan vermedi
Kendinden çok uzak duygusal özellikler hakkında empati kurup çok farklı bir pencereden bakmayı sağlıyor. İnsanlar empati kurunca çok farklı olarak bakış açıları gelişiyor.
280 syf.
·7 günde·9/10 puan
1~Giriş
2~Kısa Özet (spoi içerebilir)
3~Benim Kitap Hakkında Yorumum
4~Tavsiye
5~Kitaptan Bağımsız Kitaba Kısa Bir Söz



[1]Herkese selam arkadaşlar, ( Girişe başlarken on kere ne yazacağına karar veremeyen tek ben olamam herhalde. Neyse konumuza dönelim.) Başta söylemek istiyorum. Bu kitap öyle hooop diye yutulacak türden değil. Bazı yerleri var ki -hele ki Berat'ın bölümleri- yüreğinize taş oturuyor sanki. Daha fazla uzatmadan özet kısmıyla başlıyorum...



(Spoi içerebilir)

[2] Berat, annesinin ölümünden sonra anne gibi gördüğü Peri ve babası Servet ile Ege'de bir sahil kasabasına taşınırlar. Kaza sonrası Dünya'ya küsen Berat tekerlekli sandalyeye mahkum olur.

Nur, psikoloji okuyan yirmi iki yaşında bir üniversite öğrencisidir. Babası, ekonomik nedenlerinden dolayı ucuz diye Ege'de bir yazlık ev kiralar. Nur başta hiç sevmediği evi, yan komşuları Berat'a olan merakıyla değişir. Servet oğlunun yürümesini ikna etme bahanesiyle onu eve çağırır. (Çok düşünceli bir baba ya sonuçta(!) ) Bir yanda Berat'a merakı varken bir yandan da Servet'e gençliğinin verdiği saf duygularla hoşlandığını sanar ta ki gerçek yüzünü gördüğü o güne kadar...

Berat, Aras, Arya ve Gülce kaza öncesi çok iyi dost olan bir dörtlüdür. Arkadaşlıkları kazadan sonra parçalanır...





[3] Arkadaşlar girişte de dediğim gibi hop diye yutulacak türden değil. Ben ilk başta bir iki günde bitiririm diyordum. Yanıldım... Yaşanılanlar acı... Yaşanılanlar ağır... İnsan bunu öz evladına nasıl yapar? Çocuklar en sevdiklerinden aldığı darbelerle yıkılırdı. Bazı insanlar var ki gerçekten vicdan yoksunu. İnsan diyorum bunu sevdiği arkadaşına nasıl yapar? Delicesine sevdiği bir insanın sözlerini tartmazdı ki zaten seven...





[4] Herkesin ön yargısız okumasını tavsiye ederdim ama gerçekçi olmayacaktı. Kitapta aile içi tacize maruz kalmış bir mağdur, kararsızlıktan dolayı yapılan yanlış seçimler... Bu kitabı yaşı küçük olan arkadaşlarıma olumsuzluklardan dolayı tavsiye etmiyorum. Bunun dışında okuyacaklara tavsiye ediyorum.





[5] Bana göre bu kitabı anlatan söz şudur: "Olacakları herkes görüyordu ama her şey sırdı."




Okuyan arkadaşlara teşekkür ediyorum. :)
Kalem yazar tükenir, kader yazar tükenmez...(Ajda)
Haydi selametle candaşlar...
293 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Ben mutsuz çocukları görür görmez tanımayı, mutlu çocukları kıskana kıskana öğrendim. İyi babaları ise kötüsüyle yaşaya yaşaya...
BERAT

Bilmem kac Türk yazar,hikaye,masal okudum dinledim ama boyle bir hikaye ye boyle bir anlatim a boyle bir yazar a rastlamadin.

Tartismasiz en iyi Türk yazar.

Alinti yapmak isterim ama kitabi komple buraya gecirmem lazim.
293 syf.
·Puan vermedi
Çok çok sevdim bu kitabı. Çok üzüldüm, her kısmında hüzün ve o kısımlarda bir umut.. Çok şey öğrendim, çok şey düşündüm okurken. Okumayan herkese büyük tavsiye ederim...
293 syf.
·Puan vermedi
En iyi 5 listemde olan mükemmel bi kitap. Bittiğinde bir süre kendime gelemedim hatta tekrar okumayı düşündüğüm ve fırsat bulamadığım kendi deyimimle “yuha” notunu düşerim.
Kitabı çok uzun zaman önce okumuştum dil yönünden kötü diyemem ama iyi diyebilir miyim bilemiyorum. Olay örgüsü ve kişiler arası diyaloglar o kadar iyiydi ki anlatılanlardan başka bir şey görmemiş gözüm. Herkesin beklentisi farklıdır bir kitaptan ama Uçurtma Avcısı, Suç ve Ceza gibi hüzün saklı kitapları sevenlere güzel bir tavsiye.
Halden anlamak, içine almak, dahil etmek, yakın durmak, kabul etmek, kişinin neye ihtiyacı olduğunu ilk bakışta fark etmek gibi sezgi ve olgunluk isteyen eylemler hisli insanlara mahsustur; hırslı olanlara değil.
Çok uysal görüldükleri halde ne yapacakları asla kestirilemeyecek olanlar yalnızca bir köşede uslu uslu oturan kediler ve kapağı kapalı duran kitaplardır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Mutsuz Çocukların Tanrısı
Baskı tarihi:
Kasım 2012
Sayfa sayısı:
293
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055395919
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Nemesis Kitap
Ben mutsuz çocukları görür görmez tanımayı, mutlu çocukları kıskana kıskana öğrendim. İyi babaları ise kötüsüyle yaşaya yaşaya...

Kötü babaların sesleri ateşe hazırlanan silahlar gibidir. Mermiyi silahın yuvasına gönderir gibi öksürürler önce. Şarjörü çevirir gibi tükürürler balgamı yere. Sonra ayak seslerini duyarsın. Ölmeden önce duyduğun son ses onun ağzından dökülen adındır: "Berat!"

Silah patlamıştır. Ölmemişsen, uzunca bir ay yürüyüşüne çıkmışsın ve evde yoksun demektir.

Yeryüzünü reddediyorum, evet! Yeryüzü mutsuz çocuklarla dolu ve ben onların aydaki tanrısıyım!

Bir gün herkes yarım kalan işini bitirecek ve aya her baktığında beni hatırlayacak dünya!

(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 100 okur

  • Ezgi Su Çıldır
  • Nazlı Karyağdı
  • Asya Ak
  • Hasan Özyamanlı
  • Pınar karababa
  • Ceylan Bahçeci
  • Hilal Gürsu
  • Nur Özkan
  • Eda Deniz Kurtuluş
  • Hande Özkan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%46.5 (20)
9
%23.3 (10)
8
%7 (3)
7
%14 (6)
6
%4.7 (2)
5
%2.3 (1)
4
%0
3
%2.3 (1)
2
%0
1
%0