“Şaka mısın kızım sen?” dedi boş bir sesle. “Seninle oturup kesi ismimi tartışacağım?” “ Huysuzluk etmezsen ölürsün, değil mi?” Gözlerinde alaycı bir ışıltı belirdi. “ Olmazsa olmaz güzelim” Onu aldırmadım. “ Eros nasıl?”…
“Koy koy,” desi başını sallayarak. “ Günün yirmi dört saati ‘erospu çocuğu’ diyerek geçirmezsem şerefsizim. “
“ Sen zaten şerefsizsin.”
"Benim yanımda dikkatin kolay dağılıyor." Şimdi bir eğitmen gibi konuşma sırası bendeydi. "Dikkat et." Dudaklarımı kışkırtıcı bir yavaşlıkla dudaklarına sürttüğümde boğazından erkeksi bir hırıltı yükseldi. "Sonun olabilirim." Aramızdaki saç tokasını umursamadan ensemdeki saçlarımı kavrayınca gülümsedi. "Ölmek için güzel bir sebep," diye fısıldadı ve dudaklarını benim dudaklarıma bastırdı. Parmak uçlarımda yükselerek ona karşılık verdim.