kum ki:
ben bu dağı bilirim, bu deniz de beni
tanırım bu kaçıncı gül, bu hangi gemi
çok destan ufalandı bu koyda benim gibi
kimimiz kıyıda iğdelikti kimimiz liman eskisi
ben bu ikisini son gülden bilirim
her gece susan sırrını bir halkın işkencesi
güzelim mektuplardı yüzen şişedeki
ve sürülmüş son gül, dermek için dibini
sonra kurudu deniz, dağ ki bir lal taşı
yalnız ben kaldım o günden beri
bilirsiniz ağrımam, çoğalırım
üstüne basılan her masumun şiiri gibi
ben kum, bir gün soylu bir dağdan düştüm
son gülün denizinde onarmak için kendimi