Dindar bir bilim insanı olan Asa Gray, bu teorinin dine yöneltilen bazı soruları cevapladığını, dolayısıyla dine aykırı olmak bir yana, ona katkı sunduğunu iddia etmiştir. Asa Gray'e göre Darwinizm'in çözdüğü dini sorunların en önemlisi, kötülük problemidir. Çünkü Gray'in de belirttiği gibi canlıların acı çekmesi evrim teorisi altında olağan ve kaçınılmazdır. Etrafımızda şahitlik ettiğimiz farklı türler, canlılar ancak bu acı veren süreçlerle meydana gelebilirdi. Dolayısıyla insanların kafasını kurcalayan "doğada neden acı var" sorusu, evrim teorisi dikkate alınınca tatmin edici bir biçimde cevaplanmış olur. Doğanın, güçsüzleri bu şekilde elememesi durumunda ne insandan söz edebilecektik, ne ceylandan ne de martıdan.
"Yeni bir bilimsel gerçeklik ona karşı çıkanları ikna ederek ve onların ışığı görmelerini sağlayarak değil, ona karşı çıkanlar en sonunda öldükleri ve ona aşina yeni bir nesil büyüdüğü için galip gelir."
Sayfa 66 - Max Planck - James T. Cushing, Fizikte Felsefi Kavramlar 1: Felsefe ve Bilimsel Kuramlar Arasındaki Tarihsel İlişki, s.53
Uygarlık, bir şeye uymayan bir ad vermekten, sonra da oturup bunun sonuçları üzerinde hayal kurmaktan ibarettir. Ve yanlış olan ad ile doğru olan hayal, sahiden de yeni bir gerçeklik yaratır. O şey, sahiden farklı bir biçime bürünür, çünkü biz onu farklı kılmışızdır. Gerçeklikler üretip dururuz. Hammadde hep aynıdır, ama sanatın yarattığı biçim, o şeyin aynı kalmasına engel olur. Çam ağacından yapılmış bir masa, gerçekten de çamdır, ama aynı zamanda masadır. Başına oturduğumuz şey de bir masadır, çam kütüğü değil. Aşk cinsel bir içgüdüdür; ama sonuç olarak cinsel içgüdümüzle değil, bir başka duygunun var olduğunu varsayarak severiz. Ve bu varsayım da hakikaten başlı başına, başka bir duygudur.
Bilinmezlik hakkındaki düşüncelerimize genellikle, bilinenler hakkında kafamızda olan kavramların rengini yakıştırırız: Ölümü uyku hali olarak adlandırıyorsak bu, onun dışarıdan bakıldığında uykuya benzemesinden kaynaklanır; ölüme yeni bir hayat dememizin nedeniyse, hayattan farklı bir şey gibi görünmesidir. İnançlarımızı, umutlarımızı gerçekle aramızdaki bu küçük yanlış anlamalar sayesinde kurarız - ve mutluluk oyunu oynayan yoksul çocuklar gibi, ekmek kırıntılarına pasta diyerek yaşarız.