Berke

"Farklı dönemlerdeki çok çeşitli fenomenleri açıklamak için ortaya atılan şu 'bireycilik'le ilgili olarak daha genel bir soru sormak uygun olacaktır. Sık sık bu tür bir kategori altında büsbütün farklı gerçekler birbirine karıştırılıyor. Aslında üç şeyi ayırt etmek gerekir: bireye tekilliği içinde yüklenen değerle ve ait olduğu ya da ilgili olduğu kurumlara nazaran ne derece bağımsızlık tanındığıyla belirlenen bireyci tutum; özel yaşamın değerli kabul edilmesi, yani ailesel ilişkilere, ev içi etkinliklere ve mirasla ilgili (patrimoniaux) çıkarlar alanına verilen önem; son olarak, kendilikle ilişkilerin yoğunluğu, yani kişinin kendini dönüştürmek, düzeltmek, arındırmak, kurtuluşunu sağlamak amacıyla kendisini bilgi nesnesi ve eylem sahası olarak almaya çağrıldığı ilişki biçimleri. Bu tutumların her biri arasında bağlar olabilir kuşkusuz [ ... ] Ama bu bağlar ne değişmezdir ne de zorunlu."
Sayfa 13 - Foucault, Histoire de la sexualite, c.3: Le souci de soi, s. 59
Reklam
Sennett (1979) ve Lasch (2000) gibi Amerikalı eleştirel sosyologlar şunu gözlemliyorlar: Ben, en azından Batılı ülkelerin belli kesimlerinde, narsistik taşkınlıklara kaynaklık eden kutsallaştırılmış bir nesneye dönüşmüş durumdadır. Biz'in eski zorbalıklarının üstüne ben'in yeni zorbalıkları gelir.
Sayfa 12
Kapitalist devlet, toplumda küçük bir azınlığın çıkarlarına hizmet eder. İşçi devleti ise, toplumun ezici çoğunluğunun çıkarlarına hizmet etmelidir. Kapitalist toplumda zor, toplumun geri kalanından yalıtılmış, yüksek rütbeli subaylara itaat için eğitilmiş, küçük bir kiralanmış katiller ordusu tarafından uygulanır. Oysa, işçi devletinde zor kullanımına, sadece, çoğunluğun kendisini eski ayrıcalıklı sınıfların kalıntılarının girişebilecekleri toplum karşıtı eylemelere karşı koruması sırasında gereksinim duyulacaktır.
Sayfa 77 - 8
Örneğin, bir hükümet, kitlesel bir grev tarafından dize getirildiği zaman, muhtemelen işçilere dönüp şunu söyleyecektir: "Tamam, genel bir seçimin sorunu demokratik yoldan çözeceği güne kadar üç hafta bekleyin". Hükümetin beklentisi, aradan geçecek zaman içinde işçilerin greve ara vermeleridir. Bundan sonra, işçilerin özgüveni ve birlik duygusu yitmeye başlar. İşverenler, militan işçileri kara listeye alma fırsatı bulurlar. Kapitalist basın ve televizyon yeniden olağan biçimde işlemeye başlar, hükümet yanlısı fikirlerin propagandasına girişir. Polis, 'ortalığı karıştıranları' tutuklamak için uygun fırsatı ele geçirmiş olur. Sonra, seçim nihayet gerçekleşir; oylama işçilerin mücadelesinin yüksek değil, düşük bir düzeyini yansıtacaktır.
Sayfa 75 - 76 - 8
Parlamentoda ciddi bir reformist çoğunluk, çok geçmeden bir seçimde bulunmaya zorlanacaktır: Ya sanayinin mülkiyetine sahip olanlarla devletin kilit konumlarını kontrol edenleri yatıştırmak için reformlardan vazgeçmek, ya da, bunlara karşı topyekün bir çatışmaya girmeyi göze almak -bu durumda bir tür zor kullanma kaçınılmaz olacaktır.
Sayfa 74 - 8