Annem, cepheye giderken çıkınını hazırlayan küçük bir asker gibi, yapay deriden küçük bavulunu hazırladı. Doğumevinde doğum yapacak. Tek başına yürüyerek gitti. Babam erkek mi kız mı bilmeden dördüncü çocuğunun doğumunu kutlamak için meyhanede olmalıydı.
Bir gün babam anneme kemanla eşlik etmek istedi. Küçüklüğünde keman çalmayı öğrenmişti. O zamandan bir kaç hatıra ile küçük bir ders kemanı kalmıştı.
Düetleri feci oldu. Keman gıcırdıyor, piyanoya yetişmeyi beceremiyordu. Sanki her biri farklı bir parça çalıyordu. Annem gülmekten ölmüştü. Bizi güldürmekten memnun olan babam da yanlış üstüne yanlış çalıyordu.
Biz, annemin tek başına çalmasını isterdik, daha güzel oluyordu.
Onlar birbirlerine ne eşlik etmek için, ne de birlikte çalmak için yaratılmışlardı.