Kadın, kendi doğal, tümel, güçlü kadınlığında ve insanlığında neyse o olduğu ve erkek de kendi tümel erkekliğinde ve insanlığında neyse o olduğu zaman, içten, bağımsız ve gerçekten doyurucu bir etkileşimin gerçekliklerinin ve zevklerinin tadını çıkarabilirler.
Aç birisinin yemek yiyenin yanı başında öylece dikildiğinde, dostane bir selamla uzaklaştığı-kendilerini ağırlayanlarla her açıdan eşit kalarak ve edilen iyilikler için hiçbir acı verici minnettarlık hissinin altında ezilmeden yaşadığı bazı sözde "barbar ülkeler"in görenekleri ne kadar da asildir! Fakat hayır işleri, gözetimi ve bayağılığı doğuruyor-sefil düzenin acınası meyvelerini, gelgelelim kapitalist toplumun sunabileceğinin en iyisi!
Cahil bilgenin dostu değildir; at arabası olmayan biri at arabası olan birinin dostu değildir. Dostluk eşitliğin kızıdır; hiçbir zaman eşitsizlikten doğmaz.
Ve “seni seviyorum” tümcesindeki totaliter sahiplenme, tüm aşk deneyimlerini standartlaştırıyor. Aşkı nicelleştiriyor. Bu tümceyi, aşkı aritmetiğe dökmek için kullanıyoruz: “Ben, üç kere âşık oldum.”