İnsanlar elleriyle değil, gözleriyle yargılarlar. Çünkü çoğu insan görür, ancak pek azı hissedebilir. Herkes sizi göründüğünüz gibi görür. Fakat gerçekte nasıl biri olduğunuzu çok az kişi hissedebilir.
Toplum sözleşmesinde Rousseau, "Diyelim ki, devlet on bin yurttaştan oluşmuş olsun. Egemen varlık, ancak kolektif bakımdan, bir bütün olarak düşünülebilir. Her insan yurttaş olarak bir birey sayılır. Onun için egemen varlığın yurttaşa ilişkisi on binin bire ilişkisi gibidir, yani devletin üyelerinin her birinin payına egemen gücün on binde biri düşer. İsterse halk yüz bin kişi olsun uyrukların durumu yine değişmez; her biri kanunların kaleme alınmasını on kat daha az etkiler. Uyruk hep bir tek kaldığı için, egemen varlığın ilişkisi, yurttaş sayısı ölçüsünde artar ve sonunda devlet ne kadar büyürse özgürlük o kadar azalır." diyor.