Bu mektubu senin yüreğine acı vermek için değil, kendi yüreğimden acıyı sökmek için yazıyorum. Kendi iyiliğim için affetmeliyim seni. İnsan sürekli olarak koynunda bir yılan besleyemez, her gece kalkıp ruhunun bahçesine diken tohumları ekemez.
Biz de hapse girmek, insanı parya durumuna düşürür. Ben ve benim gibilerin hava almaya, güneşi görmeye bile hakkı yoktur neredeyse. Bizim varlığımız başkalarının keyfini kaçırır. Yeniden yaşama döndüğümüzde istenmeyen insanlar oluruz. Ayı yeniden seyretmeye hakkımız yoktur. Çocuklarımız bile uzaklaştırılır bizden. İnsanlıkla bu güzel bağlarımızı koparılır. Çocuklarımız yaşıyorken yalnızlığa mahkûm ediliriz. Yaralarımızı iyileştirebilecek, bize yardımcı olabilecek, ezik yüreğimizi hafifletebilecek, acı içindeki ruhumuzu dinlendirebilecek tek şey yasaklanır bize.
Birbiri ardına acılar gelip hapishanenin kapısını çaldı. Kapılar ardına kadar açılıp acılar içeri alındı. Dostlarımın beni görmesine neredeyse hiç izin verilmedi. Ama düşmanlarım her zaman, istedikleri an bana ulaşabildiler.