Kheiron bir defasında, ölümlülerin icatları arasında en ahmakça olanının milletler olduğunu söylemişti. "Hangi milletten olursa olsun, hiçbir insan diğerinden değerli değildir."
"Peki ya arkadaşınsa?" diye sormuştu Akhilleus. Uzanmış ayakları gül rengi kuvars mağaranın duvarına dayalıydı. "Veya kardeşinse? Ona da yabancı gibi mi davranman gerekir?"
"Filozofların tartıştığı bir şeyi sordun," demişti Kheiron. "O belki senin için daha değerlidir ama yabancı da bir başkasının arkadaşı, kardeşi. Hangi hayat daha önemli?"
Sessiz kalmıştık. On dört yaşındaydık, böyle şeyler bizim için fazla karışıktı. Şimdi yirmi yedi yaşındayız, hâlâ çok karışık geliyorlar.
Şairlerin dediği gibi Akhilleus benim ruhumun yarısı. Yakında ölecek ve ondan geriye yalnızca şerefi kalacak. Şöhreti onun bebeği, varlığının en değer verdiği parçası. Bunun için ona sitem etmeli miyim? Briseis'i kurtardım. Herkesi kurtaramam.
Şimdi Kheiron'un sorusuna ne cevap vereveğimi biliyorum. Bunun cevabı yok, derdim ona. Hangisini seçersen seç, hata yapmış olursun.