(spoiler içerir) Kitabı çok beğendim.
Felsefe kitaplarını okumadan önce bir temel gerekir. Kitap, felsefe dalında acemi olan bendeniz için zorlayıcı değildi. Herkese öneririm. İncelememe gelirsek...
Özgürlük her çeşidiyle karşımızda. Karşı çıkan devrimciler bile ülkenin iyi yönetildiğinin farkında.
Çok iyi yönetmek bir suçmuş gibi söyleniyor.
Halkın sahip olduğu kültür hor görülerek aşağılanıyor devrimciler tarafından ki onlarda kendini kendi ırkından üstün gören karakterler.
Rani, oğlunu yanına almayı, onu kurtarmak şeklinde tanımlıyor. Büyük bir iğrençlik içerisinden kurtarmak.
Oğlu Murugan'ın sahip olduğu ideoloji ise korkutucu derecede taklidi.
Ana karakterimiz Will Farnaby gazeteci kimliğini bir kenara bırakarak Tam Katılımcı bir araştırmacıya dönüşüyor. Sadece bir anlığına, kafasından geçenlerle, onlarla nasıl alay ettiğini bize aktarıyor.
Ütopya ve distopya kavramlarını her ne kadar ayrı tartışsak da biri üzerine yazılan bir kitap öteki kavramı da içinde barındırıyor.
Bu roman özelinde, konunun genelinde adanın kendisi ve halkının görüntüsü tamamı ile ütopik bir değer iken kitabın sonu ve olabilecek herhangi bir senaryo bu değeri etkileyecek şekilde gerçekleşecekti. Gerçekleşmesi gerekirdi çünkü ana karakterin kendi iç karşıtlığı ve ada halkının kendi içindeki karşıtlığı aslında bir birlikti ve ütopya kavramı kendi zıttı ile beraber bu romanda gizlice hüküm sürmekteydi.
AdaAldous Huxley1000Kitap
Kelimeye bağlı görüntü de iğrenç, muğlak, belirsiz ve dahası uğursuz. Her bir harf sanki makinenin bir parçası. Bu korkunç aleti beynimde hiç durmadan inşa edip sonra yıkıyorum.