B

Doğru, dünya büyüktür… Çok, çok büyüktür; hatta Osman’ın kurabildiğinden de büyüktür. Fakat bir ömür için, tek bir insan içindir bu büyüklük. Bir soy için değil; bir soyun benimseyeceği, bir soya benimsetilecek bir amaç, bir ülkü için değil!
Sayfa 14
Reklam
İnsanın fıtrat üzerine yaratılmasının sonuçlarından bir diğeri de insanın güzelliğe olan meylidir. Çünkü insan -Kur’an’da da ifade edildiği gibi- Allah’ın maddî ve manevî bakımdan en güzel şekilde yarattığı bir estetik abidesidir. Güzel ses, renk ve şekillere karşı hissedilen estetik eğilim; medenî olsun, ilkel olsun, akıllı olsun, deli olsun her insanda gözlemlenen fıtrî bir olgudur. İlk insanların mağara duvarlarına çizdikleri çeşitli şekiller, delilerin müzikle tedaviye verdikleri olumlu tepkiler hep bu eğilimin yansımalarıdır. Estetiğe karşı bu fıtrî eğilim, insanın, kainata ilmek ilmek işlenmiş olan cemal ve kemalden hareketle bunların yaratıcısı olan Allah’a ulaşması konusunda insana rehberlik eder ve insanı sanattan sanatkâra ulaştırır.
Sayfa 51
Beatriz Colomina ve Mark Wigley'nin Tasarım Arkeolojisi Üzerine Notlar adlı kitaplarında da değindikleri gibi:" Sıradan bir gün, yerden göğe, vücudumuzdan zihnimizin derinliklerine dek binlerce tasarım katmanı içerir. Gezegenin kendisi, jeolojik katmanları olan bir tasarımdır. Tasarım, üzerinde durduğunuz, bizi tutan şeydir. Ve her bir tasarım katmanı birbiriyle temas halindedir. Tasarımı düşünmek arkeolojik bir yaklaşımı gerektirir, kazı yapmayı zorunlu kılar."
İyi tasarımcılar ortaya koydukları tasarımların insanların hayatlarını nasıl etkileyeceğini önemser. Gözleme dayalı psikoloji ve işlevsellik gibi konulardaki araştırmalara güvenir ve insanların kafalarını karıştıran şeyleri görmek için kendileri de gözlem yaparlar. Dahası antropoloji, güzel sanatlar, psikoloji ve mühendislik gibi disiplinlerden elde ettikleri bilgileri, insanlığın baltadan ok ucuna ve en nihayetinde mobil uygulamalara ya da robotlara uzanan on bin yıllık üretim geçmişini de hesaba katarak değerlendirirler.
Sayfa 20·Kitabı okuyor
Alıntı
Değişmeyen ritüele göre renklerin ve çizgilerin sonsuz hazzı zihnine nüfuz edebilsin diye, haftada bir kez Mona'nın elinden tutup onu önce bir sanat eserine -sadece bir tanesine- sessizce uzun uzun bakmaya götürecekti. Sonra sözlü ifade ederek bakacaktı ki görsel zevk duyma aşamasını geçip sanatçıların yaşam hakkında bize ne söylediğini ve onu ne kadar aydınlattığını anlayabilsin.
Reklam