Aslında modern zaman, ticaretini güzellik aracılığıyla sergileyen bir yan kesiciydi ve bu yan kesici, güzeli, kendi hayatını da eğlendirecek bir zevk maskarasına dönüştürmeyi pekala becerebilmişti.
Hayatın yüz vermediği insanların tarihinden bize kalan, kimsenin yazgısının dışına taşamayacağıdır. Her hayat, ancak kendi kader evini dolduracak kadardır. O evin ötesi başka hayatlara, başka kaderlere tahsis edilmiştir.
Eğer, hayatın öteki yakada daha renkli olduğuna bir kere inanmışsak, sınırın bize ait yakasını solgun bir bahçe gibi görmekte gecikmeyiz. Daha da kötüsü, bir süre sonra o sınır da kaybolur ve öteki hayatların biçimsiz bir gölgesi haline geliriz.
Kendi hayatlarına bir kere bile göz gezdirme riskini göze almayan katmerleşmiş kuşağın, "başkalarına bir hayat tavsiye etmenin" ne kadar lüzumsuz olduğunu anlaması, en azından bugün için zor görünüyor. Küçük bir kayığa, kocaman bir geminin yükünü yüklemeye benzeyen tavsiye yerine, o kayığın sularına inerek birkaç kürek çekmeye, ona eşlik etmeye ne vakti, ne de takati var, mağrur büyükler aşiretinin.