Birincisi, bu site ve uygulamalar zihnimizi sık aralıklarla ödül isteyecek şekilde eğitmek için tasarlanıyor. Kalp ve beğeni açlığı çekmemize yol açıyorlar.
...
İkincisi, bu siteler yaptığınız şeyler arasında normalden daha fazla geçiş yapmaya -telefonunuzu elinize almaya ya da bilgisayar da Facebook açmaya- itiyor sizi. Böyle olduğunda o işten bu işe geçiş yapmanın -1. Bölüm'de tartıştığım gibi- dikkat bakımından doğurduğu maliyet devreye giriyor. Bunun düşünmenin niteliğine kafayyı bulmak ya da dumanlamak kadar zarar verdiğini gösteriyor kanıtlar.
Üçüncüsü, bu siteler -Tristan'ın tabiriyle- sizi "petrol çıkarır. gibi deliğinizden çıkarmayı" öğreniyor. Sizi neyin harekete geçirdiğini öğreniyorlar - nelere bakmayı sevdiğinizi, nelerden heyecanlandığınızı, nelere kızdığınızı, nelere kudurduğunuzu. Size özgü tetikleyicileri öğreniyorlar - bilhassa sizin dikkatinizi neyin dağıtacağını.
...
Dördüncüsü, algoritmaların çalışma şeklinden dolayı bu siteler sizde çoğu zaman öfke uyandırıyor. Biliminsanları yıllardır gerçekleştirdikleri deneylerde öfkenin dikkat becerimize zarar verdiğini kanıtlıyorlar.
...
Beşincisi, sizi kızdırmanın yanı sıra kendinizi diğer insanların öfkesiyle çevrelenmiş gibi hissettiriyor bu siteler. Bu da sizde farklı bir psikolojik tepki doğurabiliyor.
...
Altıncısı, bu siteler toplumu ateşe veriyorlar. Dikkat becerimizin gördüğü hasarın birkaç safhadan oluşan en karmaşık biçimi bu - ve bence en zararlısı.