berumend

Anne babaların bu sorunların üstesinden gelip gelemeyeceğini belirleyen hayati bir soru vardı, diyor Alan - bana Sami'nin çalış­maları hakkında çok şey söylüyormuş gibi görünen, bir soruydu bu: "Destek aldığınız birileri var mı?" İnceledikleri aileler bazen etraf­larındaki insanlardan yardım alıyorlarmış. Bu yardım genellikle pro­fesyonellerden değil, destek veren bir partner ya da arkadaş grubun­dan geliyormuş. Sosyal destek bu şekilde arttığında "bir sonraki saf­hada çocuklarda sorun görülme ihtimali azalıyor"muş. Neden peki? Şöyle diyor Alan: "Daha az stres yaşayan anne babalar bebeklerine daha çok özen gösterebiliyor, bebekler de kendilerini daha güvende hissediyorlar." Bu etki o kadar büyükmüş ki, "olumlu değişimi ön­ gören en güçlü etken anne babanın yıllar içinde aldığı sosyal deste­ğin artması" imiş.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Üzüldükleri veya kız­dıkları zaman küçük çocukların bir yetişkin tarafından yatıştırılmaya ihtiyaç duyduklarını söyledi. Yeterince yatıştırıldıysak büyüdükçe kendi kendimizi yatıştırmayı öğrendiğimizi. Ailemizin bize verdiği rahatlama ve gevşemeyi içselleştirdiğimizi. Oysa stresli anne baba­lar -kendi kabahatleri olmadan- çocuklarını yatıştırmakta zorlanı­yorlar, çünkü kendileri çok gerginler. Bu yüzden çocukları da ken­dilerini sakinleştirmeyi öğrenemiyorlar. Bunun sonucunda güç du­rumlara öfke ya da endişeyle yanıt verme ihtimalleri artıyor - ki odaklanma becerisini mahveden duygular bunlar.
normal bir şekilde dikkat göstermek için kendinizi güvende hissetmeniz gerektiğini. Zihninizin ufukta ayılar, aslanlar ya da bunların modern eşdeğerlerini tarayan kısımlarını ka­patıp kendinizi tek bir güvenli konuya bırakabilmeniz gerektiğini. Avustralya'nın Adelaide şehrinde, bu konuda uzmanlaşmış bir çocuk psikiyatristi olan Dr. Jon Jureidini ile görüştüğümde, odağınızı da­raltmanın "güvenli bir ortamda çok iyi bir strateji" olduğunu öğren­dim. "Çünkü bir şeyler öğrenmenizi, gelişmenizi sağlıyor. Ama teh­likeli bir ortamdaysanız seçici algı [tek bir şeye odaklanmak] aptalca bir strateji. Onun yerine dikkatinizi etrafa eşit bir şekilde dağıtma­nız, tehlike işaretleri aramanız gerekiyor."
Birincisi, bu site ve uygulamalar zihnimizi sık aralıklarla ödül isteyecek şekilde eğitmek için tasarlanıyor. Kalp ve beğeni açlığı çekmemize yol açıyorlar. ... İkincisi, bu siteler yaptığınız şeyler arasında normalden daha fazla geçiş yapmaya -telefonunuzu elinize almaya ya da bilgisayar­ da Facebook açmaya- itiyor sizi. Böyle olduğunda o işten bu işe ge­çiş yapmanın -1. Bölüm'de tartıştığım gibi- dikkat bakımından do­ğurduğu maliyet devreye giriyor. Bunun düşünmenin niteliğine ka­fayyı bulmak ya da dumanlamak kadar zarar verdiğini gösteriyor ka­nıtlar. Üçüncüsü, bu siteler -Tristan'ın tabiriyle- sizi "petrol çıkarır. gi­bi deliğinizden çıkarmayı" öğreniyor. Sizi neyin harekete geçirdiği­ni öğreniyorlar - nelere bakmayı sevdiğinizi, nelerden heyecanlan­dığınızı, nelere kızdığınızı, nelere kudurduğunuzu. Size özgü tetik­leyicileri öğreniyorlar - bilhassa sizin dikkatinizi neyin dağıtacağını. ... Dördüncüsü, algoritmaların çalışma şeklinden dolayı bu siteler sizde çoğu zaman öfke uyandırıyor. Biliminsanları yıllardır gerçek­leştirdikleri deneylerde öfkenin dikkat becerimize zarar verdiğini kanıtlıyorlar. ... Beşincisi, sizi kızdırmanın yanı sıra kendinizi diğer insanların öfkesiyle çevrelenmiş gibi hissettiriyor bu siteler. Bu da sizde farklı bir psikolojik tepki doğurabiliyor. ... Altıncısı, bu siteler toplumu ateşe veriyorlar. Dikkat becerimizin gördüğü hasarın birkaç safhadan oluşan en karmaşık biçimi bu - ve bence en zararlısı.
Yaratıcılık beynimizin içinden yeni bir şeyin çıkması değil," diyor Nathan, "halihazırda orada olan iki şey arasında yeni bir bağ­lantı kurulması". Zihin gezinmesi "daha geniş düşünce dizilerinin açığa çıkmasını, bu da daha çok bağlantının kurulmasını sağlıyor".